Kar Çiçekleri...


Sevgili dostlar,

Dilerseniz biraz da Siyaset Biliminden bahsetmek istiyorum. İklimin insanlar ve siyasal yaşam üzerindeki etkileri Aristo’dan beri düşünürlerin ilgisini çekmiştir. Yunan düşünür ve filozof Aristo’ya göre soğuk ülke insanları cesaretli ama az zeki, sıcak ülke insanları zeki ama az cesaretli, ılıman iklimdekiler ise hem zeki, hem de cesaretlidir. Özgürlükle soğuk iklim arasında bir bağlantı olduğunu, sıcak iklimin ise boyun eğme eğilimlerini geliştirdiğini ilk öne süren Aristo’dur. Aristo ‘’Politika’’ adlı kitabında diyor ki: ‘’Soğuk ülkelerde ve Avrupa’da yaşayanlar cesur ama zeka bakımından geridirler. Orta Asya’lılar zekidirler, bulucudurlar ama cesaretleri kıttır. Onun için köledirler. Elen kavmi ise hem cesur hem zekidir.’’ Montesquieu, insan davranışları arasındaki bu farklılığın, aynı ülkenin kuzey ve güneyindeki insanlar arasında da görülebileceğini söyler. İklimin, kölelik ve özgürlük eğiliminin ortaya çıkmasındaki önemine dikkat çekerek: ’’Sıcak iklim, insanının korkak, soğuk iklim insanının özgürlük içinde yaşadığını’’ ifade eder. ‘’Bu durum doğal bir nedenin sonucudur.’’ Fransız tarihçi Michelet, özellikle 1789 Temmuz devriminden esinlenerek, devrimlerle sıcak mevsimler arasında ilişki kurmak istemiştir.

Savaşlarla iklim koşulları arasındaki ilişki, teknolojinin geri olduğu dönemler için geçerliydi.

Örneğin Osmanlı sultanları sefer için uygun mevsimi beklerdi. Napolyon ve Hitler’in yenilgilerinden iklimim savaşa değil, belki de yenilgiye neden olduğu açıktır. 

Türk tarihi ile ilgili kuramlara gelince; Fransız coğrafyacı Jean Brunnes’e göre, şiddetli kışların hüküm sürdüğü Orta Asya bozkırlarında insanların yerleşip tarımla yaşamaları mümkün değildi. Sürüleri ile dolaşan göçebe toplulukları bu doğal koşulların bir ürünüydü. Uçsuz bucaksız bozkırlarda uzağı görme, mesafelere ve öteki insanlara egemen olma yeteneğini kazandılar. Tarihin tanıdığı en büyük ve en cesur fatihler çıktı. Cengiz Han, Timur ve Kubilay gibi. Yerleşmiş, tarımla uğraşan Çin ve Hindistan göçebe Moğollar’a boyun eğmişlerdi. Göçebe yaşamın toplumsal-siyasal evrime etkisi üzerindeki görüşlere İbni Haldun’da da geniş ölçüde rastlayabiliriz. İbni Haldun’a göre, göçebeler kentlilerden daha yiğit ve cesurdurlar. Çünkü kentliler rahat döşeklerinde uyurken, onlar kendini korumak zorundaydılar,  onları koruyan kaleleri, surları yoktu. ‘’Şiddet ve güç’’ göçebelerin yaradılışlarının bir parçasıydı.

Tonybee’de göçebe yaşamının Türkler’e kazandırdığı örgütçülük ve disiplin gücünün, yerleşik toplum aşamasına geçtikten sonra  da etkilerini büyük ölçüde sürdürdüğünü savunmaktadır.

Montesquieu, Kuzey Avrupa’da yaşayanların özgür insanlar olarak Avrupa’yı istila ettikleri, oysa Kuzey Asya’da yaşayanların Asya’yı ‘’köle’’ olarak efendileri için ele geçirdikleri kanısındaydı. Avrupa’yı değerlendirirken pembe gözlükle, Asya söz konusu olduğunda ise olumsuz bir bakışa sahiptir.

Türklerin çok uzun süren göçebe geçmişleri, daha sonra fetihlere dayalı devlet kurmalarında etkili olmuştur. Örneğin Atilla’nın Bizans’la anlaşmayı at üstünde imzaladığı söylenir.Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya göç ettikleri hususu hepiniz tarafından bilinen bir gerçek olduğuna göre, eski düşünürlerin Türk Milletine bakışları da hoş gözükmemektedir. Yüce Türk Milletinin tarihinde ‘’Kölelik’’ asla bulunmamaktadır. Gerektiğinde yedi düvele meydan okumuştur, zekidir hem de cesaretlidir. Bunun en güzel örneğini Çanakkale’de göstermiştir. ‘’Çanakkale geçilmez.’’ diye. Türkiye Cumhuriyeti Devleti doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyiyle bir bütündür.  Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki: ‘’Milli sınırlar içinde Vatan bir bütündür, asla parçalanamaz.’’  yine bir başka sözünde ise: ‘’ Türk Milletinin karakteri yüksektir. Türk Milleti çalışkandır. Türk Milleti zekidir.’’    

Doksan bin Fidanın, Vatan için sıfırın altında yirmi beş dereceyi bulan soğuklarda donarak şehit oldukları tarihtir 22/Aralık/1914. Bu nedenle Sarıkamış şehitlerimizi rahmet, saygı ve minnetle anıyorum. Ruhunuz Şad olsun. Sizlere de ‘’sakın üşüyorum demeyin.’’ diyorum.  Ali Galip AKYILDIRIM’ın, Kar Çiçekleri isimli şiirinin bir bölümünden alıntı aynen şu şekildedir:

‘’Kar çiçeği oldular, baharla birlikte kardelene döndüler,

  Kır çiçeği oldular yaz mevsiminde burcu burcu koktular,

  Bu cennet vatana buzdan bekçi oldular, 

  Bu nasıl bir aşktı ki, tarihi dondurarak tarih oldular,’’ 

Hepinize selam, sevgi ve saygılarımla!...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
01Eyl
01Tem

Kadına Şiddet Hız Kesmiyor...

10Nis

Kızıldağ'da Bol Oksijen Var...

02Mar

Mutlu Yuva Temennisi...

13Şub