BİR ANNE TÜM DÜNYAYI DEĞİŞTİREBİLİR.


Sevgili dostlar 

Domates, biber, salatalık, acur vb. malzemeleri bir kavanoza doldurup, içine de sirke, sarımsak ve tuzlu su ilave ederek sofraya koyup turşu diye yiyemezsiniz. Bu karışımın turşu olabilmesi için belli bir bekleme sürecine ve olgunlaşmasına ihtiyaç vardır. Yaratılanlardan bakımı, beslenmesi, büyütülmesi en zor olan canlı insandır. Hele bir düşünün, bir civciv dünyaya gözlerini açar açmaz yürümeye başladığı gibi, buzağı, tay, sıpa ve benzeri hayvanlarda da durum aynıdır. Oysa, bu durum insanda farklı görülmektedir. Doğar doğmaz yürüyen bir bebek göremezsiniz. Anne ya da ana dediğimiz kişiler bebeği önce dokuz ay on gün karnında taşıyacak, yemesine, içmesine, oturmasına, kalkmasına, kısacası her şeyine dikkat edecektir. Doğum boyutu da ayrı bir süreç olup neticede nur topu gibi bir bebek dünyaya getirecektir. Anneler melektir, çiçektir, sevgidir. Efendimiz (S.A.V.) bir hadisinde: ‘’Cennet annelerin ayakları altındadır.’’  demiştir. Ebu Hureyre (R.A.) şöyle anlatır: ‘’Bir şahıs Resulallah’a gelerek kendisine en iyi  davranmam gereken kimdir diye sordu. Resulallah ANNEN diye buyurdu. O sahabi ondan sonra kimdir diye buyurdu. Efendimiz ANNEN diye buyurdu. Sahabi tekrar ondan sonra kim gelir diye sordu. Allah Resulu yine ANNEN buyurdu. Sahabi tekrar sonra kim gelir diye sorunca Resulu Ekrem bu sefer BABAN cevabını verdi.’’ Anneler yaratılan her şeyi sever, hatta merhamet duyar. Rabbim herkese sağlıklı ve zeki bebekler dünyaya getirmeyi nasip etsin. Bu işler öyle tek başına yapılabilecek işler asla değildir.  Temennim odur ki;; helal süt emmiş, helalin olan, sizinle her şeyini paylaşabilen, birlikte gülüp, birlikte ağlayabilen, hastalıkta, sağlıkta, iyi günde, kötü günde diye yemin etmiş resmi nikahlı bir eşi kastediyorum. Bebek deyip geçmeyin, kız ya da erkek olması önemli değil ama gönlünüze göre olsun İnşallah. Dünyaya gelen bebek yukarıda bahsi geçen turşu misali bir sürü evreden geçecek, epeyce kundakta yatacak, ilk birkaç haftada ışığa tepki verecek, üç ayda göz göze gelecek, belli bir zaman sonra oturacak, altı alınacak, yedirilecek, içirilecek, temizlenecek, tüm bunlar için zaman gerekecektir. Daha sonra apalama süreci ve ardından en az bir veya bir buçuk yıl yürüme safhası, bu süreç bazen uzun da sürebilecek. İki yaşına kadar da emzirilecek.  Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim Lokman Suresi 14. Ayet mealinde diyor ki: ‘’Biz insana anne ve babasını tavsiye ettik anası onu zayıflık üstüne zayıflık çekerek karnında taşımıştır. Onun (memeden) ayrılması da iki yıl içinde olmuştur. Onun için biz insana bana ve ana babana şükret dönüş banadır diye nasihat verdik.’’ 

Hiç birimiz gökten zembille inmedik. Uzaydan da gelmedik. Sizler gibi hepimizin bir anası, bir de babası bulunmaktadır. Kimisi hayatta, kimisi ise ebediyete intikal etmiştir. Ebediyete intikal etmiş anne ve babalarımıza Allah C.C. rahmet eylesin. Cennet mekanları olsun. Sağ olan anne ve babalarımıza da Rabbim sağlıklı uzun ömürler versin. 

İsra Suresi 23. Ayet Mealinde : ‘’Rabbin. O’ndan başkasına kulluk yapmamanızı ve anne-babaya ihsan ve iyilikle davranmanızı emretmektedir. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara ‘’Üff’’ bile deme ve onları azarlama. Onlara güzel söz söyle .’’ buyurmuştur. 

Aslen Karaman ilimizdeki  bir aileden gelen Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün annesi Zübeyde Hanım, ’’ Bir anne tüm dünyayı değiştirebilir.’’ sözünün en çarpıcı örneğidir. Dünyanın değişiminde büyük bir rolü olan, bir milletin kaderini değiştiren, dünya liderini doğurup büyüten bir anne Zübeyde Hanım şüphesiz ki, tarihe iz bırakan en önemli annelerin başında gelmektedir. Ciddi bir emek, meşakkat, zaman, özveri ve fedakarlık isteyen annelik gerçekten zor iştir. Çocuğu için güzel hayaller kurmayan bir anne düşünülemez. Zübeyde Hanım’da bunlardan sadece biridir. Anneler sadece hamur yoğurur, çocuk doğurur birileri olarak değerlendirilemez. Anneler bazen bir memleketin bağımsızlığının mimarını da doğurabilir. Bu nedenle Zübeyde Hanıma minnettarız. Dilerseniz bunu biraz açalım. Neler yaşamış bakalım. Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, 1857 yılında Selanik’te doğmuş, Karaman’dan Rumeli’ye göçen Langaza’da toprak işleriyle uğraşan bir Türkmen ailesi olan Hacı Sofu ailesidir. Gençliği, çiftçilikle geçmiştir. Atatürk’ün anne soyu Yörük Türkmenlerindendir.  Selanik’te Gümrük Muhafaza Teşkilatında memur Ali Rıza Efendi ile 1871 yılında henüz daha 14 yaşında iken evlenmiştir. Çiftler Selanik Yenikapı semtinde hayatını başlatmış Zübeyde Fatma, Ömer ve Ahmet adlı çocukları doğmuştur. Ancak Fatma bu dönemde ölmüştür. Ali Rıza Yunanistan sınırında Çayağzı (Papaz Köprüsü)’na tayin olduğu için taşınmış ve orada Ömer ve Ahmet hayatını kaybetmiştir. 1881’de bir güneş doğmuş dördüncü çocukları Mustafa dünyaya gelmiştir. 1885’te Makbule, 1889’da Naciye doğmuştur. Naciye küçük yaşta hayatını kaybetmiş, Ali Rıza Efendi de 1888 yılında ölmüştür. Zübeyde Hanım, çocuklarını da alarak abisi Hüseyin Bey’in Langaza’daki çiftliğine gitmiştir. Babasının erken ölümünün ve dayısının çiftliğinde ailenin erkeği olarak yaşadıklarının Mustafa üzerinde derin etkileri olduğu düşünülmektedir. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü doğurup, büyüten, yetiştiren Zübeyde Hanım annemizi huzurlarınızda tebrik ediyorum. 14 Ocak 1923 tarihinde vefat eden Zübeyde Hanımı, ölümünün 97. Yıl dönümünde saygı, minnet, özlem ve rahmetle anıyorum. Anneler belki her şeyi göremezler ama kalpleriyle duyarlar. Annelerimiz ilk öğretmenlerimizdir.  Anne ve babalarımızın yeri asla doldurulamaz. Onlara gereken değeri ve önemi verelim. Yoksa kaybettiğimizde pişman olabiliriz. Hepinize selam, sevgi ve saygılarımla.  

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Mar

BEN ANAMA DA VERİRİM

01Şub
04Oca

SEVGİ PAYLAŞTIKÇA GÜZEL

01Ara

Acı Ama Gerçek...

02Kas