Üç Maymun...


     Hepimiz üç maymunun ne olduğunu biliyoruz sanırım. Görmeyen, duymayan ve konuşmayan… İşte bu üç maymun gittikçe sayı olarak artıyor. Evet, o üç maymun önceleri sayıyla gösterilirken şimdi ki zamanda ise ne yazık ki sayısını bilemeyeceğimiz kadar çoklar. Artık gördüğünü görmedim, duyduğuna kulak kapatan ve susmak için ağzını kapatan ve dahi dilini ısıran insan sayısı gittikçe artıyor. Öyle bir zamana geldik ki neredeyse hepimiz üç maymun kuralını oynamaya başladık. Kimimiz korktuğundan, bir kısmımız ise başına bela almak istemediğinden dolayı üç maymuna bir sayı daha katıyor.

     Bizler üç maymunu en çokta kadın cinayetlerinde uygulamaya başladık, korktuğumuz için mi, başımıza bela almayayım diye mi? Aslında bunlardan ziyade bu iş devletin işi diye düşündüğümüz için. Devlet korusun, devlet bir şeyler yapsın, devlet ceza versin… Diye düşünceler uzadıkça uzuyor, bir bakıma evet bir yerde kesinlikle devlete öncelik düşüyor. Ama aynı zamanda bizlere de bu konuda görevler sorumluluklar düşüyor. En önemlisi bu konuda en çok yaptığımız üç maymun rolünü yapmamamız gerekiyor.  Görmeli, gördüklerimize de sesimizi çıkarmamız gerekiyor. Bizler etrafımızda olanlardan haberdar olmalı sesimizi çıkarmalı, o kadının da sesi olmalıyız. Peki, ne yapabiliriz, nasıl yardım edebiliriz? Bunun en basit yolu yalnız olmadığını o kadına hissettirmekle başlıyor. Ona kendine güvenmesi için destek olmalı, en önemlisi tek başına da ayakta durabileceğine onu inandırmalıyız.  Çünkü birçok kadın korkmaktan ziyade “gidecek yerim yok, ayrılırsam ne yaparım” düşüncesinden dolayı bazı şeylere katlanıyor, bu katlanmalar sonunda şiddeti doğuruyor. Şiddet başladığında da sonu ölüm olana kadar durmuyor nitekim bunun kanıtı da 2020 yılında 300 kadın cinayeti de kanıtı oluyor.

       Ayda, yılda bir kadın cinayeti duymuş olmuyoruz bu sayı her gün bir kadın öldürülüyor demek oluyor. Üstelik de büyük bir kısmı işkencelere, tecavüzlere uğratılıp ondan sonra öldürülüyor. Bir anne olarak bir kızım olmasından korkar oldum. Çünkü kızımın büyümesi, okula gitmesi en önemlisi birini sevmesi bunlar bizlere güzel hayaller diye değil de ürkütücü gerçekler olarak yansıyor. Daha bebekken bile söylemek istemediğimiz dilimize bile almak istemediğimiz eziyetler görüyorlar. Ve bizler ise korkup susuyoruz. İşte bunu yapmaktan ziyade susmamalı daha çok haykırmalıyız. Bazı görmek istemeyenlerin görmelerini sağlamak için. Susmayı tercih edenlerin susmamalarını sağlamak için daha çok bağırmamız gerekmiyor mu?

Peki, cezalar o konu ise daha derin bir yara bizler de hepimiz bu gerçeği biliyoruz, hukuk sistemimiz, cezalar, yasalar bazılarını korumaya, bazılarına da caydırıcı olmaya maalesef ki yetmiyor. Kimi komik denilecek cezalarla serbest kalıyor. Bir kısmı ise cezaevine girdikten sonra iyi halden dolayı yeniden dışarı çıkıyor. Yani sonuç ölen ölmüşlüğüyle yaşadığı acılarla kalmış oluyor.

“Bu adam beni tehdit ediyor, öldürmek istiyor, ölmek istemiyorum” diye kaç cümle duyuyoruz, hatta “korunma talebi vardı” ya da “savcılığa bildirmişti” gibi gibi… Bunlar hep duyduğumuz sözler değil mi?

Evet, sadece duyduğumuz ama bir çözüm olmayan sözler, gerçekler bunlar. İstediğin kadar şikâyette bulun, korunma talebinde bulun sen ölene kadar kimse seni görmeyecek, duymayacak ya da konuşmayacak, çünkü bizler halk olarak, devlet olarak üç maymunu oynamaya devam ediyoruz. Öyle ya da böyle bizler bu üç maymunu severek ve vicdanımız rahat bir şekilde oynamaya devam ediyoruz. Ve sayımızı gittikçe artırıyoruz, neden mi? Bizlerin başına henüz gelmedi de ondan…  

Sözlerim de kusur varsa af ola, kusursuz kul var mı ki iş ola. 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Ağaoğlu | 20 Şubat 2021 15:41

    Kadın cinayetlerinin önlenebilmes için tez elden ağır cezaların verilebileceği kanun düzenlenmesinin yapılması gerekmektedir.

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Nis

Biz Sustukça...

21Nis

Bize Ne Oldu...

13Nis

İçimizdeki Dünya

24Mar

Ben Dememiş miydim?

19Mar

Anlatılmaz