Batının Hasta Adamından, Erzurum'daki Dirilişe


Misak-ı Milli haktır ve Kuvay-ı Milliye her Türk evladının kanında kor halinde yanan ateştir...

Milli Mücadele'nin dönüm noktalarından olan ve yurdun işgal edildiği dönemde Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri kongrelerle atılmaya başlandı...

İlki Amasya Kongresi’dir...  

İkincisi ise, Erzurum Kongresi...

101. yıldönümü yaklaşırken sebep ve sonuçlarının içinde olduğu maddelerini bir hatırlayalım ve inceleyelim...

*

Ülke işgal edilmiş ve bir kurtarıcı beklerken Erzurum'dan bir ses yükselmişti :

"Efendiler, Erzurum Kongresi 14 gün sürdü. Çalışmalarının sonucu, tespit ettiğimiz tüzük ve bu tüzükteki hükümleri ilân eden bildiri şu maddelerden ibarettir.

Bu tüzük ve bildiri metni, zaman ve ortamın gerektirdiği bazı önemsiz ve ikinci derecede düşünce ve görüşler atlanarak incelenirse, birtakım köklü ve geniş çaplı ilkeler ve kararlara varmış oluruz.

Müsaade buyurursanız, bu ilkelerin ve kararların nelerden ibaret olduğuna işaret edeyim:

1. Vatan bir bütündür, parçalanamaz.

2. Her türlü yabancı işgaline ve müdahalesine karşı millet hep birlikte direniş ve savunmaya geçecektir.

3. İstanbul Hükûmeti vatanın bağımsızlığını sağlayamazsa geçici bir hükûmet kurulacaktır. Bu hükûmet milli kongre tarafından seçilecektir. Kongre toplanmamış ise, bu seçimi Temsilciler Kurulu yapacaktır.

4. Kuvayı Milliye'yi etkili, milli iradeyi hakim kılmak esastır.

5. Azınlıklara siyasi hakimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez. Ancak bu vatandaşların canları, malları ve ırzları her türlü saldırıdan korunacaktır.

6. Manda ve himaye kabul olunamaz.

7. Milli irade ve toplanan ulusal güçler padişahlık ve halifelik makamını kurtaracaktır.

8. Mebuslar Meclisi'nin derhal toplanmasına ve hükûmetin yaptığı işlerin milletçe kontrolüne çalışılacaktır.

9. Sömürgecilik amacı taşımayan devletlerden teknik, sanayi ve ekonomik yardım kabul edilebilir.

Erzurum Kongresi

23 Temmuz-04 Ağustos 1919"

*

Sivas Kongresi öncesi Erzurum Kongresi padişah Vahdettin'e verilmiş son uyarıdır...

Vatanın bölünmez bütünlüğü vurucu bir şekilde dile getirilmiş ve sınırlarının korunması hakkında güçlü bir iradenin varlığı (Kuvayı Milliye) ilan edilmiştir...

Osmanlı'nın gücünün kaybolmasında büyük payı olan Ermeni ve Yahudi azınlıklara verilen hakların Türk Milleti'ni ezici üstünlük sağlayan hale geldiğini ve bu hakları geri alıcı önlemler alacaklarını açıklamışlardır. (Burada, Atatürk'e Yahudi diyenlere, yalan algı operasyonu yapanlara bir soru. Eğer Atatürk Yahudi idiyse neden azınlıkların üstün haklarından rahatsız olsun?)

Mustafa Kemal ve arkadaşları, ne İngiliz Mandası ne de Amerikan Mandası kabul edilemez demiş ve Kurtuluş Savaşı'nın fitilini yakmıştır...

Padişahı işbirliğine davet etmiş ve vatanı kurtarmanın sonunda hilafetin devam edeceğini İstanbul Hükümeti'ne bildirmiştir. (Fakat Padişah, Topkapı Sarayın'da yaşamaya devam etmesi şartıyla İngilizler ile işbirliği yapacaktı. Vahdettin, İngiliz İşgal Güçleri Komutanı Amiral De Robeck ile ortak imzaladığı idam fermanında  Mustafa Kemal ve Arkadaşlarını hain ilan etmeyi tercih edecekti.)

Mondros anlaşması sonrasında 21 Aralık 1918'de Padişah Vahdettin tarafından, meclis feshedilmişti...

Osmanlı İmparatorluğu ve İtilaf Devletleri arasında imzalanan Mondros Anlaşması, Birinci Dünya Savaşı'nın bu ülkeler arasında sona erdiğinin ilan edilmesinin ardından gerçekleşmiştir...

Osmanlı başkenti İstanbul, önce 13 Kasım 1918, sonra 16 Mart 1920'de olmak üzere iki kez işgal edilmiştir...

İlk işgalde, İstanbul'un önemli ve stratejik noktaları kontrol altına alınmış ancak henüz resmi olarak idareye el konulmamıştı...

Erzurum Kongresi, yönetimde halkın temsiliyetini sağlayacak Yeni Meclis'in tekrar toplanıp açılacağını deklare etmiştir...

Gerçi bir ara padişah yönetiminde Son Meclis-i Mebusan 12 Ocak 1920'de toplanmıştır ama 16 Mart 1920'de İngilizler İstanbul’u ikinci defa işgal edip bu kez idareye de el koymuşlardır...

11 Nisan 1920'de bu kez işgal güçlerinin baskısıyla meclis resmen kapatılmıştır...

Ve Erzurum Kongresi'nin kararlarını birbir yerine getiren Mustafa Kemal, ancak 23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi faaliyetlerine Ankara'da tekrar başlayabilecektir...

Erzurum Kongresi Sivas Kongresi’nin kapısını açmış ve Kurtuluş Savaşı'nı kazanan Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Atatürk olmasını sağlamıştır...

Tabiki bu sadece Atatürk ile başarılmamıştır ama Dünya tarihinde halkı peşinden sürükleyebilen güçlü, zeki ve cesur kararlar alabilen Liderler büyük savaşlardan başarılı çıkmışlardır...

Türk topraklarından kovulan işgal ordularının son birlikleri de, 3 Ekim 1923'te İstanbul’u terk ettiler...

Türk Ordusu’nun 6 Ekim 1923'te tören eşliğinde İstanbul'a girmesiyle işgal tamamen sona ermiştir...

29 Ekim 1923'te de Cumhuriyet ilan edilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti resmen kurulmuştur...

Başbuğ Atatürk’ün Alparslan ruhuna sahip olması Türk’ün şanssız kaderini değiştirmiş ve batının HASTA ADAM bize karşı koyamaz düşüncesiyle işgal ettiği OSMANLI'dan yeni bir Türk Devleti inşa etmiştir...

Bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti'dir...

Türkiye Cumhuriyeti, Türk Milleti'nin öz evlatlarının yönetimde söz sahibi olduğu demokratik bir yöntem olan en çağdaş şekliyle Türk Milletine hizmet eden sistemle yönetilmeliydi...

Ve bu da son halini alan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir...

Ergenekon'dan bugüne; gelmiş geçmiş, kan ile çizilen sınırları için can vermiş şehitlerimize rahmet ve şükranlarımı sunuyorum...

Sürçülisan ettiysem affola...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Tem
18Tem

Pazar Tezgahinda Vuslat Arayanlar

14Tem

Pazar Tezgahinda Vuslat Arayanlar

13Tem

Sirtaki Ve Ayasofya

07Tem

Müslümanlık Metastaz Vaziyette