HER AKIL BİR OLSA


Sevgili dostlar,

Geçmiş zaman tanıdığım bir aile vardı. Arkadaşım bir kamu kurumunda çalışıyor, eşi  ise ev hanımıydı. Birgün bu arkadaşıma çocuklarından birinin ismini vererek  kaçıncı sınıfa gittiğini sorduğumda aldığım cevap inanın şaşırtıcı oldu. Şaka değil ; sakince çocuğunu  yanına çağırdı ve benim yanımda çocuğuna kaçıncı sınıfa gittiğini sordu. Çünkü kendisi çocuğunun kaçıncı sınıfa gittiğini bile bilmiyordu. Bir diğer çocuğu ise Meslek Lisesini bitirip, sınavsız Meslek Yüksekokuluna kaydını yaptırmıştı. Çocuk babadan günlük harçlığını alıyor sözde okula gidiyordu. İki yıl bu şekilde geldi geçti. Çocuğun mezun olacağını sanıyorduk. Okulların kapanmasına bir aylık bir zaman vardı. Babasından çocuğun T.C. numarasını, kız kardeşine de çocuğun okul numarası ile şifresini temin edip bana getirmelerini istedim. Bilgisayardan ders notlarına baktığımda bir de gördüm ki çocuğun geçtiği bir tane ders yok. Mezun olma bir yana birinci sınıftan ikinci sınıfa bile geçememiş. Devamsızlık durumu hat safhada, durum vahim. Durumu çocuğun babasıyla paylaştığımda babasının ciddi bir tepkisi olmadı. Çocuğunun durumunu sanki biliyor gibiydi. Çocuklarıyla ilgilenmiyordu. Daha ne bekleyebilirdi ki.

Yine başka bir arkadaşımın iki kız çocuğu olup  çocukları  tıp ya da eczacılık fakültesini kazanmak  ümidiyle  yaklaşık dört-beş yıldan beri Yükseköğrenime Geçiş Sınavlarına (YGS) hazırlanıyor, özel öğretmenlerden dersler alıyor, dersaneye gidiyor, aile de  bu duruma sözde destek veriyor görünüyordu. Çocuğun annesi bir kamu kurumundan emekli olup boş zamanlarında çocuklarıyla ilgilenmeyip bayan arkadaşları arasında gün yapıyor, çay partilerine katılıyor, zamanının çoğunu saçına, başına perma yaptırarak, fön çektirerek, boyatarak, röfle yaptırarak, pedikür, manikür yaptırarak geçiriyor, bunun evi, şunun mobilyası, ötekinin elbisesi, berikinin ayakkabısı, falancanın zenginliği, filancanın fakirliği vb. boş işlerle uğraşmaktaydı. Çocukları için saçını süpürge ettiğini söyleyen anne  çocuklarının yeme, içme ve çamaşır sorununu bile kızlarına yaptırıyordu.Baba bir kamu kurumunda çalışıyor,boş zamanlarında ise ev ile alakası yoktu. Ekin ektiriyor, fidan diktiriyor,sulama, budama ve ilaçlama yaptırıyor, tarla ,bağ,bahçe alıp satıyor yani zirai işlerle uğraşıyor, çocuğunun ekonomik giderlerini temin ettiğinde her türlü sorununu hallettiğini zannediyordu.Oysa her şey çocuklarınızın parasal ihtiyacını gidermek demek değildir. Elbette bunlar da gereklidir.Ama esas gerekli olan nedir biliyor musunuz? Çocuklarınızı karşınıza alıp dinlemektir. Onlara yaklaşımınız arkadaşça ve dostça olmalı, sizlerle her türlü sorununu paylaşabilmelerini sağlamalı, onlarla ciddi manada ilgilenmeliyiz.

Aslında çocuk yetiştirmenin de bir sanat olduğunu biliyor muydunuz? Çocuklarımızın kapasitesini mutlaka hepimiz biliriz. Herkes çocuğunun doktor, eczacı, mühendis, avukat, hakim, savcı  olmasını elbette ister. Ancak, onlardan kapasitesinden fazla bir şey de bekleyemeyiz.’Her akıl bir olsa koyuna çoban bulunmaz’ der atalarımız.İnsan yaşamında  yaşamın devamı için çok farklı boyutta her türlü işi yapacak insana ihtiyaç vardır. Bundan dolayı Allah insanları yetenek ve akıl yönünden farklı yaratmıştır . Aksi halde dünyanın düzeni işlemez, bazı işler yüzüstü kalırdı. Önemli olan çocuklarımızın  kapasitesi, yetenekleri, eğilimi,  bilgi ve becerisi ıçında, yeteneklerini keşfederek bunları gün ışığına çıkarmaktır. O halde sınavı başaramayan çocuklarda suç aramayalım. Önce aynanın karşısına geçip kendimize bir bakalım. Bir daha bakalım. İşimizi gücümüzü bir yana koyup çocuklarımız için gerekirse bizler de ders çalışalım. Ama ne olursa olsun onlardan sevgiyi, şefkati asla esirgemeyelim. Daha sonra isteğimiz yönünde ilerlemesini bekleyelim. Ayrıca hepinize vatanını, milletini, dinini, devletini, ezanını, bayrağinı seven  eğitimli ve hayırlı nesiller yetiştirmek ümidiyle sevgi ve saygılarımı sunarım.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Mar

BEN ANAMA DA VERİRİM

01Şub
04Oca

SEVGİ PAYLAŞTIKÇA GÜZEL

01Ara

Acı Ama Gerçek...

02Kas