Gözde Hastanesi

Pinokyo Çocuk


Flaş, flaş, Ekrem İmamoğlu makamında görüldü...

Hangi saat bilmiyorum ama bir saatliğine uğramış...

Zannettim ki İSKİ'nin, "Suları arada keseceğiz, rezervler çok düşük" açıklaması onu makama koşturdu...

Heyhat, meğer Ali Koç kankası ziyaretine gelmiş ve futbol geyiği yapmışlar...

Peki, İSPARK'lardaki deynekçilere makamına gelmişken bir el atar mı?

Yoksa, park yerlerini mesai saatleri dışında kalan zamanlarda HDP'lilere teslim ettiğinde mi el atmış sayıldı?

*

Pinokyo çocuğun Londra seyehatine bir bakalım...

Evliya Çelebi mübarek...

Gazetede başlık, “İmamoğlu bu gece Londra’lı CHP’lilerle buluşacak”...

Pinokyo çocuk, Londra'ya geldiğinde hava çok soğuktu...

Buralara kış geldi, derece eksi bir ile altı arası değişiyor...

Anne şefkati işte, narindir pinokyo çocuk üşütecek, kaşkol götüreyim dedim...

Kapıda kuyruk olmuş, kadınlar çoğunluk...

Görevliler sordu...

Davetiyen var mı?

“Basacaktım ama evde patates kalmamış” dedim...

PKK'lı mısın?

“Katil değilim” dedim...

HDP'li misin?

“Teröristlerin askerlik şubesi değilim” dedim...

CHP'li misin?

“Cık, teröriste yardım ve yataklık heveslisi değilim ” dedim...

Bildik İP'lisin dedi...

“Yuh” demişim tepkisel...

“Yancı, dönek, arkadan hançerliyecek tip var mı bende?” Demişim...

“Heh bildim sen şu muhabbete Ergenekon’dan diye başlayan Türk soylulardansın, Sana yassah” dediler...

Elimde kaşkol, gayri ihtiyari "Üşümesin, daha Belediye Başkanlığı yapacak pinokyo çocuk" demişim...

*

Meğer pinokyo çocuk tam gün mesai yapmış burada...

Londra Belediyesi'ne de gitmiş olmak için gitmiş...

Ne öğrenecekse, çünkü burada sistem çok farklı(!)

Belediye Başkanı sadece Belediye Başkanlığı yapıyor...

Çok şaşırmış bizim pinokyo çocuk...

"Nasıl yani" demiş?

Sadiq Khan, "Bizde ayrı olarak kaymakam, muhtar, milli eğitim müdürlüğü gibi makamlar yok. Devletin koyduğu kurallar dahilinde her işi belediyeler yapıyor"

Pinokyo çocuk ambale olmuş, "Ne yani bütün işi ben mi yapacağım? Bodrum'da tatil, yurtdışına gammazlık turları kim yapacak?” demiş...

Sonra sohbet koyulaşınca Türkiye’yi ispiyonlamaya başlamış...

“ You know Khan’cım bizim HDP’lileri tutukluyorlar birde kayyum atıyorlar.”

Bizim Khan cevabı yapıştırmış “Ben var siyaset yapmamak, işim halka belediye hizmeti vermek. Hem ayıp olmuyor mu ülkeni burada niye şikayet ediyorsun. Bak ben müslümanım ve etnik kökenim farklı ama yinede doyduğum (İngiltere) ülkemi sana şikayet etmem. Hadi seni bekleyenler vardır. “

Bizim pinokyo çocuk mosmor ayrılmış oradan...

“ Şöför beni yuvama götür sıkıldım bu belediye mevzularından” diyerek kapağı Chatham House'a atmış...

Daha kapı önünden ihtimam başlamış...

İçeride en Sübliminal Mesaj verilecek köşeyi seçmişler...

Arkada Abdullah Gül'ün fotoğrafı olacak şekilde pozlar verilmiş, sonra kimlerle orada buluşuldu neler konuşuldu, halen muamma...

(Bu arada benden duymuş olmayın FETÖ’cü kaçaklardan Akın İpek malumunuz Londra’da yaşıyor. Gece onuda ziyaret etti evrak alışverişinde bulunuldu deniyor.)

*

Chatham House, İngilizlerin "Think Tank"i yani "İngiliz Düşünce Merkezi"...

İsrail devletinin kuruluşuna öncülük eden, Osmanlı’yla, Orta Doğu’yu ilk parçalayan Sykes–Picot haritalarını çizen ve Sevr’i yapan bu yuvarlak masanın geçmişi 1900'lere dayanıyor...

1920'de “Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstütüsü” adını aldı...

Kuruluş amacını üç başlık halinde açıklıyorlar...

Diyalog: Hükümetlerin, özel sektörün, sivil toplumun ve üyelerimizin açık tartışmalara ve Dünya siyasetinde önemli konulara ilişkin özel tartışmalara katılmaları...

Araştırma: Kritik küresel, bölgesel ve ülkeye özgü zorlukların ve fırsatların titiz analizi...

Liderlik: Yeni nesil politika etkileyicilerini eleştirel siyasi konular hakkındaki bilgilerini derinleştirmek, analitik ve problem çözme becerilerini geliştirmek için eğitmek...

Misyonu: Hükümetlerin ve toplumların sürdürülebilir, güvenli, müreffeh ve adil bir dünya inşa etmelerine yardımcı olmak...

*

İngiltere karaliçeleri zaman zaman yabancılara hizmetlerinden dolayı madalya ya da Kraliyet Nişanı takar...

Kraliçe’nin ilk madalya taktığı Türk Osmanlı Sultanı Abdülaziz’dir...

Bundan 100 yıl sonra bir başka İngiliz Kraliçesi ülkemize gelip, Gül’e, “Büyük Şövalye Nişanı” taktı...

Gül de hayatının ilk smokinini Kraliçe için giydi, eşi Hayrünnisa Hanım duygularını, “Kraliçe geldiğinde, aile yakınımız ziyaret etmiş gibi oldu. Akraba gelmiş gibiydi” sözleriyle ifade etti...

Kolay değil, Abdullah Gül Dışişleri Bakanlığı döneminde zamanının çoğunu İngiliz Elçiliği’nde geçiren biriydi...

Adeta Dışişleri Bakanı Jack Straw ile kanka gibiydiler...

Sonra Londra’da Kraliyet töreni ile karşılanan ilk Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu...

Törende, Kraliyet atlı arabası ile Kraliçe, Eşi, Gül, Hayrünnisa şeref turu attılar...

Sanki Osmanlı Sultanı Gülizabeth gelmiş gibiydi...

*

Arka duvardaki Abdullah Gül'ün fotoğrafının hikayesi bu...

Peki İmamoğlu hizmetlerinin karşılığı ne alacak?

Bir Kraliyet Nişanı, Şövalye, Lord gibi hizmet ödülü verilecek mi?

2012'de Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'de Fransa’dan Şövalye Nişanı almıştı...

Ne memleket yarabbi, İngiliz’e, Fransız’a nasıl bir hizmet aşkıysa...

Siyasetçilerimize, halkın taktığı “Nişanları” ise tarih yazacak...

Şahsiyetler satılık, ahlak yozlaşmış, fikirler şeytani...

*

Hep derim, ülkemiz şehitlerimizin imanının üzerinde duruyor...

Bunlara kalsa, haysiyet haraç mezat satışta...

Varolsun milliyetçi/ülkücü şahsiyetli Bozkurtlar...

Umarım birgün tam bağımsız milliyetçi Türkiye rüyamız gerçek olacak...

O yolda çok sağlam adımlar atılıyor...

Makam ve mevkiler en çok bu ülkenin temiz evlatlarına yakışır...

Hak ettikleri makamlardan hep geri durdular ama o makamlar boş mu kaldı?

Biz geri durdukça birileri siyaseti kirli emellerine alet etti...

2023 temiz Türk evlatlarının olmalı...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
01Ara

Babacan'ın Bebecan Yüzü

19Kas

Pinokyo Çocuk

19Kas

Provoke Simsarları

13Kas

Karartılmış İstikbal

09Kas

Kağıttan Kahramanlar