Söylesene Bize N'oldu?...


“Sen uzattığın eli tutmayan ele mi dargınsın, yoksa onu tutmayacak birine uzattığın için kendine mi kızgınsın?” Hazreti Mevlana (KS)…

Samimiyetlerin çok nadir rastladığı, menfaat denen canavarın hak, hukuk, adalet, dostluk, akrabalık gibi değerleri paramparça ettiği, büyük bir tevazu göstererek hep sensin diyenlerin üzüldüğü, kırıldığı, horlandığı ve toplumdan dışlandığı günleri yaşamaktayız.

İyi olmanın neredeyse suç olduğu, iyilik yapanların saf olarak tabir edildiği günleri yaşamak inanın nefsime çok ağır geliyor. İnsanlara işlerinde yardımcı olmak, hep arayıp soran olmak, yapılan işlerde karşılık beklememek belki de günümüzdeki insanlara garip geliyor. Onları anlamak onlar gibi hayat yaşamak şahsıma zor geliyor. Susmakta beni yoruyor.

İkiyüzlü insanlardan, birbirini kandıranlardan, haksız kazanç olan menfaati kendine hak görenlerden artık sıkıldım. Bundan sonra olmasam da onlar gibi kendim gibi de olmayacağım. Gerçi bende de var. Neyine lazım, “Bayramdır, Kandildir, Cumadır” gibi insanları arayıp sormak. Artık yeter diyorum. Hiç kimseye kırgın veya kızgın değilim. Kırgınlığımda kızgınlığımda şahsımadır. Sitemim kendimedir.

Ama biz böyle mi olmalıyız. Kardeşin kardeşi istemediği, komşunun komşuya yanlış yaptığı, yoldaş kelimesi altında helal ve haramın kol kola gezdiği günleri yaşamaktayız. Ticarete hilenin karıştığı, “Kapatıyoruz” kelimesiyle hileli malların satıldığı günlerden geçmekteyiz. Güven kelimesinin karşılığı para makam ve mevkii olmuş. Garibanın sözünün para etmediği günleri yaşıyoruz. Dostlukların güçlere göre sınıflandırıldığı zamanlardayız. Zengin fakirin birlikte yaşadığı günlerden uzaklaştığı günleri yaşamanın hüznünü yaşıyoruz.

Komşudan bir haber olan toplumu oluşturan bizlerin şapkasını önüne koyup biraz düşünmesi gerekir, diyoruz.  Fakirin fukaranın eli ayağı bağlanmış, ağzı bantlanmış ne bir yere yetişebilir, ne de kimseye ses duyurabilir. İşte toplum olarak bu günleri yaşıyoruz.

Şerefsizlerin çocuklardan nemalandığı, kadınların katledildiği, sahipsizlerin örselendiği günleri yaşıyoruz. Akıl almaz evlilik müesseselerinin inşa edildiği, televizyon denen illet ile toplumun ahlakının bozulduğu günlerden geçiyoruz.

Ticarete hilenin katılmadığı, insanların birbirine hal hatır sorduğu, sevginin saygının karşılıklı olduğu, şerefsizlerin asıldığı, özellikle kadın cinayetlerinin son bulduğu, haramın karşısına Helalin dimdik durduğu, adamı olanın değil hakkını verenin makamlarda olduğu günleri özlüyorum.

“Bayramdır, Kandildir, Cumadır” gibi günlerde kimseden bir beklentim yoktur. Ama toplumun genelinden beklentim kendine gelip silkinmeleridir. Yoksa bizim kimseye dargınlığımız veya kızgınlığımız asla bulunmamaktadır. Sadece kendi üzerimden kendimi eleştirmek istedim, o kadar…

Selam ve Dua ile…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl

Selam Türk’ün Şairine…

07Eyl

Çocuk…

22Ağs

Dava Adamı

13Ağs

Gün Ola, Harman Ola...

28Tem

Haydi “Bayram” Olsun…