Sahi, Bize Neler Oluyor?


Gün geçmiyor ki sıra dışı, aklın fikrin almadığı haberler duyalım. Cinsiyet ve yaş fark etmeksizin yapılan tecavüzler, katliamlar derken, gündeme bomba gibi düşen amca yeğen ilişkisi, akabinde hayvanlara yapılan tecavüzler ve daha da ileriye giderek şimdi hayvanların canlı canlı ayaklarını, kulaklarını, kuyruklarını kesmeler… Sormadan edemiyorum, “Sahi, bize neler oluyor?”

Öyle ki artık insan olmaktan utanır olduk. Şerefsizlerin yüzünden çocukları, insan dışı yaratıkların yüzünden hayvanları sevemez olduk. Bu yapılanlar yüzünden olaylara seyirci kaldığımız için bizlere, ne bu dünyada ne de ahirette huzur vermeyecektir.

Adamın biri adamda denmez ya, köpeği arabasının arkasına bağlayıp sürükleyerek kan revan içinde bırakıyor. Cezası olan üç kuruş parayı yatırıyor, elini kolunu sallayarak gidiyor. Dinimiz kısas dinidir. Yapılanın aynen iadesidir. Ne parayla kurtulmalarını, ne de içeride yatarak, “Ekmek elden su gölden yan gelip yatmalarına” ceza çekmelerine razı değilim, Türk milletinin de razı olmadığı gibi.

Öyle bir kanun olmalı ki; Kadın ve çocuk katillerini kör testereyle kesecek, tecavüzcüleri ya Kazıklı Voyvoda’ya teslim edeceksin ki o yok, o zaman en iyisi onların cinsiyetlerini değiştirecek, hayvanları yarım bırakanları ise yarım bırakacak şekilde olmalıdır. Yüce Meclis’te görev yapan Sayın Vekillerimizden Cumhurun talebidir. Tabi ki kanunlar böyle çıkmayacak ama kanun yapıcılar ellerini vicdanlarına koyarak Cumhura “Şerefsizlerin layığı budur” dedirtmelidirler. İçimiz yanıyor içimiz. Artık yeter.

Kanunlar çıkartılmadan önce maktulleri dinlemek mümkün değil ama yakınlarını dinlemeli, talepleri mümkün derecede hayata geçirilmeli ki o insanlarımızın da içi rahatlasın. Bu yola meyledeceklere de bir ders olsun. Bu işler tekerrür etmesin. Cezalar en ağır şekilde olmalıdır.

Gelelim bir başka gündeme, Kriz mi? Hileli Yönlendirme mi?

Elbette canımızı seve seve feda edeceğimiz Ülkemiz zor günlerden geçiyor. Bunun yediden yetmişe herkes farkında. Yurtdışı odaklı bir kriz, içeri odaklı bir hileli yönlendirme elbette var. Yurtdışı menşeli ürünlere yapılan zamları anlayabiliyorum. Ama bu ülkeye her şey yurtdışından mı geliyor, anlayamıyorum. Zor günleri fırsata çeviren hiç kimse bu vatanın evladı olmaz, olamaz. Vatan fedakârlık ister. Herkes elinden geldiği ölçüde destek çıkmalıdır. Devletin bir yaprak kâğıdından, bir tane kaleminden mutlaka tasarrufta bulunulmalıdır. Tüketen bir toplumdan üreten bir topluma geçmeliyiz. Kuduz itler ve içeride ki işbirlikçileri halen iş başındalar. Bitmiyorlar bir türlü. Bitmeleri için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Yanlışı yapan kim olursa olsun mutlaka uyarmalıyız. Bizim gidecek bir yerimiz yok. Vatanımıza sahip çıkmalıyız. Tıpkı Vatan savunmasında kaybettiğimiz Şehitlerimiz, yarım kalan baş tacı Gazilerimiz gibi…

Bir atasözümüz var, “Mal canın yongasıdır” diye. Ama Vatan olmazsa malın da beş para etmez, canın da. Bayrak inmesin, Ezan dinmesin, Vatan hep payidar kalsın. Rızkı düşünmeyin. Çünkü Yaradan Allah, “Ben kulumun rızkına kefilim” diyor.

Sevdası Bayrak, Ezan ve Vatan olan değerli dostlar hepinize Selam ve Saygılarımı sunuyorum.

Ne Mutlu Türk’üm Diyene!...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
29Eyl

Türk İslam Sevdalısı…

17Eyl

Selam Türk’ün Şairine…

07Eyl

Çocuk…

22Ağs

Dava Adamı

13Ağs

Gün Ola, Harman Ola...