Sağlıcakla Kalın...


Sıkı dostluklar, komşuluklar, akraba ziyaretleri, kapı önlerinde çay eşliğinde yapılan akşam sohbetleri ve daha neler. Eskilerde herkes birbirinden haberdardı. Acımasız hırslar yoktu. Yükselmek için kimse kimsenin sırtına basmıyordu. Hayat belki daha zordu. Paylaşmak diye bir şey vardı. Acıları, sevinçleri, hüzünleri, mutlulukları, varlığı yokluğu ama her şeyi paylaşılıyorlardı. Kısaca herkes herkese yetiyordu.

Çok yakın bir zamana kadar (Koronavirüs başlayana kadar) Ama insanoğlu yani bizler çok acımasız olduk. Menfaat için yapamayacağımız hiçbir şey yoktu. Gücü ele geçirmek için sanki her şey mubahtı. Çevrilen entrikalar artık sınır tanımaz hale gelmişti. Büyük balık küçük balığı yer, misali. Kimin gücü kime yetiyorsa artık. Kimse bir diğerini beğenmiyordu. Yaratılmış olan insan eline en ufak bir güç geçirdiğinde kendisi doğru diğerleri yanlış oluyordu.

Bu artık dünya genelinde böyleydi. Mazlumlar hep yalnızdı. Güçlü haksızdı, haklı zayıf. Böyle bir ikilemde gidiyordu hayat. İnsanoğlu geçmişi düşünmüyor, öncekilerin başına gelen felaketlerden ders çıkarmıyordu. Güçlü olanların söylemleri nasıl oluyorsa hep doğru oluyordu. Hep güçlüler alkışlanıyordu. Eskiler, “Ekmek aslanın ağzında” derlerdi ya şimdilerde ekmek güç merkezlerinin elinde. Ve o ekmeği alabilmek için yanardöner olmak gerekiyordu. Ya onun fikirlerini savunacaktın, ya da…

Doğruları söyleyenler de vardı. Ama görünmüyor, duyulmuyor, hissedilmiyorlardı. İnsanların gönülleri o kimselerle ama destekleri hep güç merkezlerinde. İnsanlar evine ekmek götürmek için hep bir değişim içindeydi. Güç merkezi ne istiyorsa itaat şarttı. Başka bir çaresi yoktu. Gönüller farklı, söylemler farklıydı. Sadece biz değil bütün dünya aynı şekilde, bir bilinmezliğe gidiyordu. Evet, herkes bir hesap kitap içindeydi. Bütün dünya raydan çıkmıştı. İnsanlar kendileri için, aileleri için, çocukları için hep sus pus olmuşlardı. Tüm bunlara rağmen iyi olanlarda vardı. Doğruları savunanlar, gönlüyle fikri bir olanlar, eğilmeden yaşam sürenler dün olduğu gibi bugünde var, Allah’ın izniyle hep var olacaklar inşallah.

Yüce kitabımız Kuranı Kerimde, azmış olan kavimlere önce Peygamber gönderildiği yola girmezlerse bir bela ve musibetin geldiği belirtilmektedir. Son Peygamber Muhammed Mustafa (SAV) Efendimizden sonra bir Peygamber gelmeyeceğine göre bir bela ve musibet geleceği belliydi. Yüce Allah, ‘Durun, Kendinize gelin’ dedi, anlayabilirsek. Dünyanın bir hizaya gelmesi gerekiyordu. Son zamanda yaşanan depremleri, çıkan yangınları, tsunamileri, kadın cinayetlerini, kadın ve çocuk tecavüzlerini, cinsiyet değiştirmeleri, yaşanan nice zulümleri ve koronavirüsü anlatmayacağım.

Bugünleri Allah’ın izniyle atlatacağımıza inanıyorum. Bu tüm insanlık için İlahi bir uyarıdır. Herkesin evde kaldığı, zorunlu olmadıkça dışarı çıkmadığı bugünleri iyi değerlendirmelerini, geçmişin bir muhasebesini yapması gerektiğini düşünüyorum. Hepimizin yanlışları var. İnsanız hatalarımız var, az veya çok. Bu günlerin yarın kucaklaşabilmek için büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Allah’a çok yalvarmalıyız, çok tövbe etmeliyiz. Bu günler bittiğinde ki çok yakın zamanda biteceğine inanıyorum.

Önümüz Ramazan, bu biz inananlar için bir fırsat. Gündüzleri oruçla geçireceğiz. Ramazan ayı, rahmet mağfiret bereket ve af ayıdır. Fırsatların bir araya geldiği mübarek bir aydır. Esnaflarımıza sesleniyorum, gelin bu ramazanda zamları öteleyin, bu yıl kazancı Yüce Allah’tan bekleyelim. İnsanlarımız zor durumda, sizlerin de olduğu gibi. Zaman birlik beraberlik zamanı. Olanın olmayanı gerçekten görme kollama zamanı. Gelin bu yıl ahiret için yaptığımız yatırımları artıralım.

Biz Filistin’e zulmeden İsrail değiliz. Biz güçsüz devletleri sömüren AB değiliz. Biz Doğu Türkistan’a zulmeden Çin değiliz. Biz ABD başkanı Trump’la kılıç oyunu oynayan Suud’ların ülkesinde yaşamıyoruz. Biz tarih boyunca zalimlerin karşısında durmuş, Hz. Peygamber (SAV) Efendimizin dualarına mazhar olmuş Yüce Türk Milletiyiz.

Biz komşusu açken tok yatan olmadık. Bunu en son virüs olayında da tüm dünyaya gösterdik. Dünyanın birçok ülkesine maske, dezenfektan ve tıbbi gereci hiçbir karşılık beklemeden gönderdik. Ülkemizde de birçok yardım kampanyası başlatıldı. Devletimizin başlattığı, biz bize yeteriz kampanyasıyla milletimiz birlik ve beraberliği tüm dünyaya gösterdi.

Tabi televizyonlarda görünmeyen ama yapılan daha nice yardımlar var. Allah, halis niyetle yardım yapanlardan razı olsun. Yapılan yardımları hakkıyla yerine ulaştıranlardan da elbette. Biz bize yeteriz kampanyasına yardım edenden de, veresiye defterlerini kapatanlardan da, komşusunu akrabasını görüp gözetenlerden de Allah razı olsun.

Dışarıya çıkamayanların eksiklerini giderenlerin, onların ihtiyaçlarını karşılayanların, tüm sağlık çalışanlarımızın, güvenlik güçlerimizin, zor şartlarda yaşam mücadelesi verenlerin Allah yar ve yardımcısı olsun. Ölenlerimize Yüce Allah'tan rahmet, hastalarımıza acil şifalar diliyorum.

Yarınlar elbet bizim ve bizim olacak. Bunun için biz olmamız gerekiyor. Tüm benliklerin ve bencilliklerin biteceği, herkesin birbirini kucaklayacağı, kimsenin umutsuz olmadığı güzel günlerde buluşmak dileğiyle.

Sağlıcakla kalın…

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 3

  • Ramazan DAĞISTAN | 20 Nisan 2020 18:24

    İnsanlık ve Yardımlaşmanın Önemini Belirten Süper Bir Yazı. Duygu ve Kalemine Sağlık İsmail Bey. Ömrün Sağlıklı ve Uzun Olsun. ALLAH'A Emanet Ol.

  • Orhan Özkamalı | 20 Nisan 2020 17:33

    Doğru söze ne denir hiç bir şey denmez sadece alkışlanır. İsmail Bey diğer yazılarınız gibi çok güzel olmuş. Tek nefeste okudum dersem abartmamış olurum. Allah a emanet olun şimdiden Ramazanın bereketi ve hayrı ülkemizin üzerine olsun.

  • Münüp Barin | 20 Nisan 2020 14:44

    Yazarın yüreğine sağlık

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl

Selam Türk’ün Şairine…

07Eyl

Çocuk…

22Ağs

Dava Adamı

13Ağs

Gün Ola, Harman Ola...

28Tem

Haydi “Bayram” Olsun…