İnsan Olmanın Yüceliği


Her insan bilsin veya bilmesin kendisine bir insanı örnek alır ve onun gibi olmak ister.

Bu durumu çocukluktan yetişkinliğe kadar izleyebilmek mümkündür.

Her örnek de kendine göre iyi ve güzeldir.

Ancak bir de mükemmel ve ideal olana bakmak lazım.

 Biz insanız ve çeşitli kimliklerimiz var.

Anayız, babayız, evladız, vatandaşız, eşiz…

Her şeyden önce de insanız.

Peki, bir insan nasıl yaşamalıdır? İnsan nedir, nasıl yaşamasından belli olur? Biz Müslümanlar için bu soruların ölçütü Peygamber Efendimiz ve O’nun yaşayışıdır.

O bir insan olarak nasıl yaşadı ve neye değer verdiyse biz de onları yapmak ve yaşamakla aynı değerde buluşacağız.

Zaten bu da sevginin ispatıdır.

Çünkü seven sevdiğine benzer.

Bizim de Efendimizi sevmemizin ölçüsü günlük yaşayışımızda insan olarak O’na benzememizdir.

 O tüm insanlık değerlerinin zirvesidir.

Her şeyden önce de “Emin” insandır.

Müslümanları da eminliğe çağırmıştır.

 “Müslüman yalan söylemez, aldatmaz” demiş ve hayatında kimseyi aldatmamış ve yalan söylememiş bir güven abidesidir.

 O, şefkat ve merhamet peygamberidir.

Düşmanları dahi olsa kimseye haksızlık yapmamış ve onların da kurtuluşa erebilmeleri için çabalamıştır.

 O, bir tevazu kaynağıdır.

Mekke’nin fethinde şehirden içeri girerken başı neredeyse devenin başına kadar eğilmiş ve fetih tamamlanınca “Bugün size ne kınama ne de başa kakma var, Allah sizi affetsin” demiştir.

 O, evinde kendi işini kendi yapan ve aile bireyleri ile ilgilenen mükemmel bir baba ve eştir.

 O, bir vefa kaynağıdır.

Öyle ki Bedir savaşından önce Müslümanlara “şu şu şu kimseleri öldürmeyiniz.

 Çünkü onlar zamanında bize faydalı işler yapmışlardır” demiştir.

 Habeş kralı Necaşi’nin adamlarına bizzat kendisi hizmet etmiştir.

 Çünkü Necaşi, zamanında ilk hicret eden Müslümanlara yardımda bulunmuştur.

 O, nefsi için yaşamamış bir dava adamıdır.

 Kendi nefsine yapılan hiçbir olumsuz duruma karşı kimseyi incitmemiştir.

O, izzet-i nefislere çok önem vermiştir.

 Taif’den o acı günden dönerken melekler “istersen dağları birleştirelim ve hepsini yok edelim” dediklerinde “Belki çocuklarından iman edenler olur” diyecek kadar merhamet sahibi ve insan aşığıdır.

 O, devlet başkanı olmadan önce de sonra da yaşayışı değişmeyen tek insandır.

Sahip olduğu tüm varlığını ihtiyacı olan insanlara ikram etmiştir.

 O, en cesur insandır.

 Savaşlarda İslam orduları dağılmaya başlayınca yerinde dimdik durmuş ve savaşların kazanılmasında büyük rol oynamıştır.

O, en cömert insandır.

Ganimetlerin 1/5’i O’nun olmasına rağmen, tüm gelirini son kuruşuna kadar insanlara dağıtmıştır.

O’nun sıfatları saymakla bitirilemez.

Yeryüzünde aklınıza gelecek her türlü insanlık sıfatında en öndedir.

Çünkü o model insandır…

 Hz. Muhammed 14 asır önce yaşamış bir gövde değildir.

O, tüm insanlığa gönderilmiş bir örnek insan modelidir.

 Mana-yı Muhammed Hayy’dır, yani diridir ve yaşamaya devam ediyor.

 Aradan geçen zaman Peygamber Efendimizin getirdiği bazı ilkelerin tozlanmasına ve insanlar tarafından unutulmasına sebep olmuştur.

Zaman içerisinde de Peygamber Efendimizin izini takip eden temsilcileri ortaya çıkmış ve tozlanan ilkeleri ve kuralları yeniden gün yüzüne çıkarmıştır...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl

Vefa Bitince Öfke Başlar

03Eyl
13Ağs

2020'de Türkiye Ekonomisi

18Tem
03Tem

Evveli, Güzeldi