Ayasofya'yı İbadete Danıştay Değil Cumhurbaşaknı Açar

1931 yılında bakım-onarım nedeniyle kapatılan Ayasofya Camii, 24 Kasım 1934 yılında Atatürk imzalı bir kararname ile müzeye dönüştürülerek açılmış oldu.

PAYLAŞ

1931 yılında bakım-onarım nedeniyle kapatılan Ayasofya Camii, 24 Kasım 1934 yılında Atatürk imzalı bir kararname ile müzeye dönüştürülerek açılmış oldu. Bu kararnamedeki Atatürk’ün imzasının sahte olduğu, kararname sayısının yanlış olduğu, kararname tarihinde bir bakanın İstanbul’da olduğunun belgelendiği ve Resmi Gazate’de yayımlanmadığı iddialarıyla kararnamenin iptali istemiyle,  Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği tarafından açılan davada, Danıştay 2 Temmuz 2020 de davacı derneğin iddialarını dinleyecek ve 15 gün için de kararını açıklayacak. Bununla ilgili daha önce açılan davalardan olumsuz sonuç alındığı gibi bundan da olumsuz sonuç çıkacağı bellidir.   ‘’ Kararnamede hukuka aykırılık yoktur. ’’ diyecek. Bir yerin kullanım kararı idari karardır Danıştay’ın görev alanına girmez. Üstelik Atatürk’ten habersiz böyle bir uygulamanın yapılması da imkânsızdır.  Kanunlara aykırılığı olmayan bir kararnameyi Danıştay’dan iptal etmesini beklemek de burayı cami olarak görmek isteyen bizlerin inançlarına da terstir zaten. Her şey kanuna ve hukuka uygun olmalı ki dinimizin emrettiği gibi yolumuz dosdoğru istikamette olsun. Çözümün doğru adresi Erdoğan’ın kendisidir.

AYASOFYA’YI ERDOĞAN’IN BİR KARARNAMESİ CAMİ YAPAR

O kadar uğraşmaya ne gerek var bilmiyorum. Recep Tayyip ERDOĞAN gibi güçlü bir cumhurbaşkanımız var ve Ayasofya’yı da cami olarak görmek istediğini söylüyor.  Mustafa Kemal ATATÜRK de cumhurbaşkanıydı Recep Tayyip ERDOĞAN da cumhurbaşkanı. Atatürk 1934 yılında bir kararname çıkartıp Ayasofya’yı müzeye çevirdiyse, Erdoğan da bir kararname çıkartıp bu müzeyi 2020 Yılında ister camiye ister kışlaya çevirir. Bu yürütme erkinin görevidir. Çözüm neden yargıda aranıyor ki. Çözüm mercii hükümettir. Topu yargıya atmak ancak halkı kandırmaktır. Biz istedik ama yargı kararı var, deyip kurtulmaktır.  Yargının, yürütme diye bir görev tanımının olmadığını hepimiz biliyoruz. Eğer bağımsız bir devlet isek, eğer hükümetimiz Ayasofya’yı cami olarak görmek istiyorsa bu istek bir kararname ile gerçekleşir. Yok yapılamıyorsa, ya bağımsız devlet değiliz ya da cumhurbaşkanı milleti kandırıyor. Hükümet bu konuda samimi ise Danıştay kararı falan beklenmeden Fatih Sultan Mehmet’in yıllardır sızlayan kemiklerinin acısını dindirir.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ‘NİN ÖZGÜR OLDUĞUNU BİLİYORUZ

Hani hep deriz ya Türkler özgürlüğüne düşkündür diye. Özgürlüğüne düşkün bir milletin kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi egemenliği altında olan bir binayı nasıl değerlendireceğine karar veremiyorsa orada egemenlikten ve özgürlükten söz edilemez. Ne hükümet ne de halk nezdinde yabancı unsurların olumlu ya da olumsuz hiçbir görüşü rağbet görmemelidir. Avrupa ülkelerinin ya da genelleyerek söyleyeyim Hıristiyan devletlerin kendileri için sembolik önemi olan bir kiliseyi cami olarak görmek istememeleri çok normaldir ve bizi hiç ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren içimizdeki bazı kişi ve kurumların Ayasofya’nın ibadete açılmasına karşı çıkıyor olmaları. Bunlar hangi gerekçe ile karşı oluşlarını açıklayıp bizleri ikna etmedikleri sürece ben onlara ‘’Zulüm 1453’te başladı.’’  zihniyetindeki insanlar olarak bakacağım. Elbette biliyorum ki bizim İstanbul’a sahip olmamız onlar için bir zulüm. Ama yapacak bir şey yok sizler o zulmü kıyamete kadar yaşayacaksınız. Çünkü biz kıyameti İstanbul’da yaşayacağız.

Demokrat Eğitimciler Sendikası olarak Ayasofya’yı cami olarak görmek istiyoruz ve bu yönde alınacak her kararın arkasındayız. Ayasofya cami olmazsa anlayacağız ki biz devlet olarak ya bağımsız değiliz ya da hükümet halkı kandırıyor. Bu algıyı gidermek cumhurbaşkanımızın boynunun borcudur.

Veysel FIRAT
DES Malatya İl Başkanı

MALATYA BİRLİK GAZETESİ

  • Etiketler
HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN