Sorosçular Viyana Kapisi Yerine Devlet Bahçeli'ye Tosladi


Bir haftadır şiddeti giderek artan Viyana'ya atanan büyükelçi mevzusuna Lider Devlet Bahçeli son noktayı koydu...

Büyükelçi tayininin Resmi Gazete'de açıklanmasından sonra bunu "Ülkücü katilini büyükelçi olarak atıyorlar ve hükümet ortağının (MHP) sesi çıkmıyor" şekilde medyaya servis etmişlerdi...

Burda amaç ülkücüler üzerinde mahalle baskısı oluşturup Cumhur İttifakı’nın temelini sarsmaktı...

Ama MHP'liler bu oyuna gelmedi...

Eleştirilerini Cumhur İttifakı'na zarar vermeyecek şekilde titizlikle yaptılar...

Başını İP'çilerin çektiği MHP hakkında bir karalama kampanyası başlatıldı...

Bu koroya, samimi duygularıyla vekiller, ülkücü gazeteler, haber siteleri de eklenince MHP tabanında da rahatsızlığa sebep oldu...

Yani kuyuya atılan bir taş dalga dalga yayıldı ve en sonunda Devlet Bahçeli'ye tosladı...

Ülkücü şehidimiz Mustafa Erol'un adını duyanlar duygusal hassasiyetle konuyu sahiplenmişlerdir...

MHP'li olanların tek amacı bu kararın geri alınmasını istemekten öteye geçmezken, kuyuya taşı atanların amacı bu konu üzerinden Cumhur İttifakı'nı bozmaktı...

Belki katili hakikaten  O'dur ama ispatlı bir durum yoktur...

O halde suçsuz diyemediğimiz gibi de suçlu diyemezdik...

*

Lider de suçsuz demedi, yanlış anlaşılmasın atanan şahsı da aklamadı...

Sadece hakkında somut bir mahkeme kararı olmadığını ifade etti...

Bunu 25 Şubat 2020 Meclis Grup Toplantısı açıklamasını iyice analiz edince anlıyoruz...

"1 Mart 1977’nin sabah ezanı vakti, 14-15 kişiden oluştuğu tahmin edilen hainler önce uzun namlulu silahlarla İstanbul Adana Öğrenci Yurdu’nu taramışlar, arkasından da taarruz tipi el bombası atmışlardır.

Ülküdaşımız Mustafa Erol bu şerefsiz saldırıda şehit olmuştur.

Karlı bir İstanbul günü, aziz naaşı Türk bayrağıyla sarılmış, Muratpaşa Camiinde kılınan cenaze namazından sonra Merkezefendi Mezarlığı’na Fatihalarla ve gözyaşları eşliğinde defnedilmiştir.

Hepimizin hafızasına mıh gibi işleyen, gören herkesi duygulandıran karlı bir günde omuzlarda taşınan şehit naaşının resmedildiği fotoğraf hiçbir zaman gözümüzün önünden gitmemiştir.

Sadece şehidimiz Mustafa Erol değil, Kızılcahamam Ülkücü Şehitliğinde isimleri tek tek yazılı binlerce şehidimiz asla unutulmamış, emanetlerine ve kutlu hatıralarına leke sürülmemiştir.

Ancak merhum şehidimiz Mustafa Erol’un katilinin kim ya da kimler olduğu belgeli, berrak ve resmi olarak tam bilinmeden, hatta mahkeme tutanakları iddiaları doğrulamazken, sosyal medyada provokasyon yapan, pusu kuran, ajitasyona yeltenen, bize dava öğretmeye, şehitlerimizi hatırlatmaya, MHP’yi yargılamaya çalışan art niyetli kişilerin varlığı da teker teker açığa çıkmıştır."

*

Peki kuyuya o taşı ilk kim attı?

Bunu mutlaka Liderimiz biliyor ama o haftanın gündeminin ne olduğuna bakarsak bizde çözebiliriz...

-İyi Parti (İP) milletvekileri zehir zemberek açıklamalarla istifaya başlamıştı...

Soros, FETÖ, HDPKK suçlamalarıyla İP'ten istifalar gündemdeydi...

-HDP ve CHP Kurultayları yapıldı...

Bu kurultaylarda milli hassasiyetlere yakışmayan açıklamalar, türlü türlü rezillikler yaşandı...

Atatürk  ve Türk Bayrağı asılmayan, İstiklâl Marşı okunmayan, devrim şehitleri adı altında PKK'lılar için saygı duruşunda bulunulan bir HDP Kurultayı yapıldı...

CHP, İP, SP temsilcilerine ilave olarak Gelecek Partisi (GP) ve bir türlü kurulamayan Babacan'ın partisinden davetli katılımıyla HDP kurultayı sessiz sedasız medyada yer almadan son buldu...

HDP Kongresi’nde Millet İttifakı ortaklarına gizli ittifakı artık halktan gizlemeyin çağrısı yapıldı...

-FETÖ'cü olduğu suçlamasıyla CHP'li ve Meral Akşener'in kuzeni Bay Kavala, önce Gezi'den dolayı serbest bırakıldı ve sonra 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden dolayı hakkında bulunan suçlamalardan tekrar tutuklandı...

*

Çok sinirliler çok...

Nereye saldıracaklarına şaşırdılar ve imdatlarına 2002'de Türkiye'ye dönen AKP'de siyasete atılan sonrasında Cumhurbaşkanı'na danışman olan ve en son seçimlerde milletvekili adayı olan Ozan Ceyhun'un Büyükelçi olarak atanması imdat simidi gibi yardımlarına koştu...

Ama hükümete laf söyleyeceklerine tüm oklar yine MHP ve Devlet Bahçeli'ye yöneldi...

Bilindik karalama kampanyaları alıp başını gitti ve zilletin bütün rezillikleri örtbas edildi...

Günlerce konuşulan tek bir mevzu vardı o da bu Viyana'ya atanan büyükelçinin şaibeli olmaktan çıkartılıp kesin katil durumuna sokulması, milliyetçi harekete hakaretler ve Cumhur İttifakı'nın itibarsızlaştırılması...

*

Halbuki bunlar olurken Türkiye ateş çemberinden geçiyor milliyetçiler suni gündemle uyutulmaya çalışılıyordu...

Birliğimiz derinden sarsılıyor haine tek vucut olan milli iradenin surlarında gedik açılıyordu...

Bu arada İdlib'den gelmesi muhtemel olan milyonlarla ifade edilen göç dalgası nedeniyle sınırımız tehdit altında...

İdlib'de anlaşmalı noktalarımızda şehitler verdik...

Rusya ile karşı karşıya getiriliyoruz ve Türkiye Cumhuriyeti, CHP destekli Esad'a karşı büyük bir askeri yığınak ile rejim güçlerine Şubat'ın sonuna kadar süre veriyor. Yani savaş kapıda...

Libya'da ise CHP destekli cani Hafter, eğitimde bulunan Türk askerlerine saldırıyor...

Birliğimizi derinden sarsan bu "Ülkücü katilini Erdoğan Viyana'ya Büyükelçi olarak atadı" haberlerine birinin dur demesi gerekiyordu...

Sen, ben, o değil sözü milliyetçiler tarafından emir kabul edilen güçlü biri...

Türk Dünyası’nın Bilge Lideri DEVLET BAHÇELİ olaya el koydu ve biz koalisyonda değiliz, hükümetin icraatlarına karışmayız dedi...

Sosyal medyada kurulan muhalefet harici samimi partiye gönül verenlerin oluşturduğu rahatsızlıkları dinledi ve Toy'da Lider hükmünü açıkladı..

Kimsenin oyununa gelmeyin diyerek son noktayı koyan şu açıklamayı yaptı...

Özellikle bu bölümü iyice okuyun ve idrak edin...

" Bizim Viyana Büyükelçiliğine atanan şahısla ilgili ortak hiçbir noktamız yoktur.

Geldiği yer bellidir, hüviyeti bellidir, mazisi bellidir. Sorumluluk elbette hükümetindir.

Biz bu bulanık kuyudan su içmeyiz, içilmesini hoş görmeyiz, gereğini de vakti saati geldiğinde kararlılıkla yaparız."

*

Şimdi; Lider, Teşkilat, Dava diyen herkesin bu sözün üstüne söz söylemeyeciğine bütün samimiyetimle inanıyorum...

Bizde ayrık otu olmaz...

Olursa da kökünden söker atarız...

Konu kapanmış ve herkes tekrar çelik zırhını giymiş birer Bozkurt olarak haine karşı savaşacağı gerçek alana dönmüştür...

Allah'tan tüm şehitlerimize rahmetler ailelerine ve Türk Milleti'ne sabırlar diliyorum...

Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin...

Sürçü lisan ettiysem affola...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Tem
18Tem

Pazar Tezgahinda Vuslat Arayanlar

14Tem

Pazar Tezgahinda Vuslat Arayanlar

13Tem

Sirtaki Ve Ayasofya

07Tem

Müslümanlık Metastaz Vaziyette