Söz...


Sözlere kanmayın, aldanmayın. Geçmiş yıllarda söz altından daha pahalıydı, söz namustan öteydi, tabi ki çok eskilerde kaldı. Söz, şimdilerde günübirlik geçiştirme. Sözünde duranlar, adam gibi adamlar yok mu? Elbette var, hepimizin çevresinde. Ama çok az kaldı. Varsa sizlerin de çevresinde aman derim, kıymetini bilin.

Söz bir zamanlar senetti, senetten daha önemliydi. Verilmişti bir kere, ya tutulacak ya tutulacaktı. Tutulamayacak sözler verilmezdi. O insanlar ne güzel insanlardı. Hayatta olanlara esenlikler, aramızdan ayrılanlara gani gani rahmet dilerim.

Söz üzerine bir kıssa paylaşmak istiyorum.

Mehmet Akif bir gün arkadaşlarından Eşref Edip’le öğle yemeğinde buluşmak için sözleşmişlerdi. Eşref Edip Vaniköy’de oturuyordu; kendisi Beylerbeyinde. Öğleden bir saat evvel oraya gidecekti. O gün öyle bir yağmur vardı ki, her taraf sel oldu. Eşref Edip, Mehmet Akif’in böyle bir yağmurda gelmeyeceğini düşünmüştü. Bu sebeple hizmetçiye döneceğini söyleyerek, evden çıkıp yakın bir komşuya gitti. Yağmur devam ediyordu. O evden çıktıktan bir süre sonra Mehmet Akif, o yağmura rağmen Eşref Edip’in evine gelmişti. Eşref Edip, evine döndüğünde onun geldiğini hizmetçiden öğrenmişti. Akif sırılsıklam bir halde olmasına rağmen içeriye girmemiş, ‘’selam söyle’’ diyerek yağmura aldırmadan gerisin geriye gitmişti. Eşref Edip ertesi gün kendisini bulmuş durumu anlatarak özür dilemek istemişti. Ama Mehmet Akif bu olaydan dolayı kırılmıştı. Ve Eşref Edip’e şu unutulmayacak cevabı veriyordu. “Bir söz ya ölüm veya ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse mazur görülebilir….

“Haddi bilmek lazım”. Günümüzde insan ederinin dışına çıkmamalı. Evet, neysen o’sun benim gibi haddini bilmezler kendini bir şey sanıyor ve işin sonunda hayal kırıklığına uğruyor. Benim gibileri çevresindekileri de kendi gibi biliyor. Farklı bir şekle girip sonunda yerle yeksan oluyor.

Ama inanmadan da yaşanmaz ki kardeşim. Yazımı okuyan dostlar, en azından sizler tutamayacağınız sözler vermeyin. Verdiyseniz de ya tutun, ya ölün. Söz vermenin ve sözü yerine getirememenin başka bir çaresi yoktur.

Dünyayı değiştirmek isteyenler, benim gibi hep dünyanın kötü olduğundan bahsedenler, önce insan olarak kendimizi düzeltmeliyiz. İnsan düzelirse dünya zaten düzelir.

Birde makamlarda oturanlara seslenmek istiyorum. Sizden öncekiler gittiler, sizden sonra gelecekler sizin gideceğiniz günü iple çekiyor, o zaman sizler adil olun, oturduğunuz yeri hakkıyla koruyun. Makamlar veballi yerlerdir. Kul hakkının en çok gasp edildiği alanlardır. Aman dikkat.

Benim hayatımın mihenk taşlarından, Rahmetli hemşerim, Çok kıymetli ağabeyim, kendisinden çok şey öğrendiğim Muhsin Yazıcıoğlu’nun sözüyle yazımı bitirmek istiyorum. “Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için; bu kadar fırıldak olmaya gerek yok”

Selam, Saygı ve En Kalbi Dualarımla…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl

Selam Türk’ün Şairine…

07Eyl

Çocuk…

22Ağs

Dava Adamı

13Ağs

Gün Ola, Harman Ola...

28Tem

Haydi “Bayram” Olsun…