Söylemek Değil, Yaşamak...


Nefis Küçülürse İnsan Büyür…

Nefsini ayak altına almayan, onu hep baş üstünde taşıyan insan zamanla küçülür ve sonunda yok olur gider. Kimse tarafından görülmez, değer verilmez. Bu insanlar hep ben diyen kibir abideleridir. Firavunda kibir zirve yapmış, kendini ilah ilan etmiş, öleceğini anladığında kul olduğunu dile getirerek Yüce Allah’a secde eder vaziyette hayata veda etmiştir. Ama son çabası fayda etmemiş, hatta cesedi Nil nehrinde secde eder vaziyetteyken bulunmuştur. (Firavunun cesedi günümüzde İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan British müzesinde sergilenmektedir.)

Hayatının sonuna kadar isyankâr olan, kendini ilah olarak ilan eden Firavundan hiç mi ders almaz, kibir sahipleri. Hiç mi oturup düşünmezler, bir koltukta oturmayla veya bir unvan almakla kendilerini bir şey mi oldu sanır insanoğlu, inanın şahsen bu gibi insanları anlamakta zorlanıyorum. Zenginin, makam sahibinin, hani emanetçi olduğunu bilmesem bunlar büyük insan diyeceğim. Zengi olanın zenginliği, fakirin hakkını verince, makam sahibinin üstünlüğü  ise tevazu gösterince değer kazanır.

Ben diyenler de hak etmediği koltuklarda oturanlar da sonunda herkes gibi bir top bezle dünyaya veda edecektir. Aslında bir hiç olan benlik sahipleri ve hak etmeden koltuklarda çörekleyenler de herkes gibi kabre girecek, hesap verecek ama bir farkla kibirli hayatlarının, yandaşlıkla elde ettikleri makamlardan ne şekilde faydalandıklarının ve tabi yaptıkları zulümlerinde.     

Fakir de fakirliğine isyan etmemeli, makamı olmayan da Rabbine bulunduğu durumdan dolayı şükretmelidir. Yaradan Mevla’m, kimini varlıkla kimini yoklukla imtihan eder. Rabbim cümle inananları muvaffak eylesin inşallah.

En kızdığım insan tipi geldiği noktaya farklı anlamlar yükleyerek burası benim, burası benim her şeyim diyen hadsizlerdir. Tevazu herkes için en güzelidir. Ben yerine biz demek daha güzel değil midir? Eli cebinde burnu havada gidende insandır, mütevazı bir hayat yaşayan da. Emanetçi olan zengin de makam sahibi de hak ve adalet içinde hüküm sürmelidir. Zengin malından garibanın hakkını vermeli, makam sahibi de oturduğu koltuğu kötüye kullanmamalıdır.

Birde nefsini ayaklar altına alanlar süründürenler vardır. Bunlar asla dünyaya, mala makama tenezzül etmeyenlerdir. Bunlar Vatan, Bayrak, Ezan diyenlerdir. Sözüyle söyleyenleri kastetmiyorum. Ücreti mukabilinde askerlik yapanlar Vatan Bayrak kelimelerini ağzına almasın, bu uğurda canlarını feda ederek şehit olan, uzuvlarını kaybederek gazi olan ve ben vatanıma borcumu ödeyeceğim diye Peygamber Ocağına koşanlara karşılık. Allah’a karşı ibadetini yapmayan, dini kendisine Cemaat diyerek lekeleyen terör örgütleri (ki en azılısı FETÖ) üzerinden tartışmaya açan, günde beş defa çağıran ilahi sese duyarsız kalanlar da Ezan kelimesini ağzına almasın. Sözü geç kardeşim gerçek manada yaşayacaksın hayatı. Lafla peynir gemisi yürüseydi…

Bu arada kayyum atanan belediyelere değinmeden geçemeyeceğim. Şehit yakınlarını, gazileri baskı kuracak işten atacaksın, PKK ve Kandille ortak çalışacaksın, birde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin makamlarında oturacaksın. Hadi oradan. Terör örgütüyle irtibatlı, iltisaklı ve gönül bağı olan HDP’nin atanan kayyumlardan ziyade kapanması için gerekli işlemlerin başlatılması gerektiğini savunuyorum. Atanan kayyumları hukuksuz bulanları da bizler için baş tacı olan Şehitlerimizin yakınları, gazilerimiz ve Yüce Türk Milleti adına kınıyorum. Hukuksuzluğa dem vuranlar bilmez mi ki bu kayyum atanan belediyeler PKK ile elele çalışmaktalar.

Rabbim doğru insanları doğru yerlere getirsin inşallah.

Söylemlerle değil yaşantısıyla; Ülküsü Vatan, Bayrak, Ezan olan yol arkadaşlarıma Selam, Saygı ve En Kalbi Dualarımla…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl

Selam Türk’ün Şairine…

07Eyl

Çocuk…

22Ağs

Dava Adamı

13Ağs

Gün Ola, Harman Ola...

28Tem

Haydi “Bayram” Olsun…