O Adam Benim Babam...


Yaklaşık 9 aydır Covid-19 hastalığıyla uğraşıyoruz. Rakamları yazmayacağım. Çünkü hepsi birer can ve hepsi ailesi için değerli. Sosyal medyada çok şeyler yazılıp çiziliyor. Sonunda ölümle sonuçlananlar da var, tedavi olup eski yaşantısına dönenler de. İhtiyacımız olan tek şey maske, uygulayacağımız tek şey mesafe, dikkat etmemiz gereken tek şey temizlik. Hepsi bu kadar.

5 gün içerisinde iki yakınımı Covid-19 neticesinde kaybetmiş biriyim. Birisi dayım, diğeri kayınbabam. İkisi de benim için çok değerliydi. İkisini de sever, sayardım. İkisinin de kronik hastalıkları da vardı, ziyaretçileri de. Benzer tarafları çok fazlaydı. Ziyaretçileri maalesef çoktu. Gani gönüllü Türk milletiyiz. Gelene de neden geldin diyemiyoruz ki.

Nereden yakalandılar bilinmez ama ikisi de dışarı çıkmıyordu. Hep evdelerdi. Ama onları ve onlar gibi hasta olanları rahat bırakmayanlar bizlerdik. Kardeşim bayramda seyranda, kandilde, ölümde düğünde hep mesajla geçiştiren bizler, bu hastalıkta da mesajla olsun, telefonla olsun, geçiştirelim. Hal hatır soralım. Virüsü onlara ikramda bulunmayalım. Çünkü bu vurdumduymazlığın adı en hafifinden cinayete teşebbüs oluyor.

Benimde cenazelerim oldu. Kimse taziyeye gelmedi. Kalp hastasıyım, kalp pilim değişti, ziyaretçimde olmadı. Ama telefonum da susmadı. Sadece bir komşum ve bir mesai arkadaşım ile bir dava arkadaşım geldi. Allah gelenden de gelemeyenden de ebeden razı olsun. Ben kimseye küskün ve de kırgın değilim, desem de insanız gönül kırılıyor işte. En olmadık durumda bile. İşte en büyük zaafımızda bu. Covid-19 olmasa da bu durum değişmezdi. Herkes gibi bende ederini bilenlerdenim. Neyse anlatmak istediğim millet olarak böyleyiz. Kırılmadığımızı söylesek te kırılıyoruz. Bırakın herkes en az benim gibi kırılsın, darılsın, üzülsün ama hayatta kalsın. Değmez mi?

Eylül ayı sonunda dayımı kaybetmiştim. Kendileri yıllardır Kayseri’de yaşıyorlar. Yengemle telefonda görüşmem de yengem bana “Yavrum hepimiz de Covid var. Sakın gelmeyin. Bizde katılamayacağız cenazeye” demesi üzerine gidemedim, katılamadım. 3-4 gün sonra kayınbabamın ağırlaştığını ve yoğun bakıma kaldırıldığını öğrendik. Eşime de usulü erkânında anlatarak memleketimiz Sivas’a gitmek üzere Isparta’dan yola çıktık. Ziyaretçi yasak olmasına rağmen dünya gözüyle son kez bir görsün istedim. Ama biz yolu yarılamıştık ki onun da vefat haberini aldık. İnnalillahi ve innaileyhi raciun.

Sonunda Sivas’a geldik. Gurbet ve gurbetçilik inanın çok zor. Babam ve Annemin vefat haberlerini de gurbette almıştım. İnanın çok zor. Kayınbabamların evine geldik. Ama içeri giremedik. Onların balkondan eşimin dışardan feryatları hala kulaklarımda. Böyle ayrılıklar inanın çok daha zor oluyor. Covid-19 yüzünden acını paylaşamıyorsun. Cenazelerini garip biri gibi kaldırıyorsun. Evdekilerin karantina da olması sebebiyle İstanbul’da yaşayan kayınbiraderimin evinde kaldık. Ne kadar büyük bir acı da olsa paylaşamadık. Bir hafta Sivas’ta kaldık ama hep sosyal mesafe. Cenaze bile sosyal mesafe kurallarına riayet edilerek kaldırıldı.

Kayınbabam alzimer hastalığıyla mücadele ederken bu hastalığa yakalanmıştı. Kendinden bile haberi olmayan bu insanın hastaneye yatması gerekiyordu. Gereken bir şey daha vardı, refakatçi. 24 saatinde beraber olan ve ihtiyaçlarını karşılayan kayınbiraderim Osman, hiç tereddüt bile etmeden hazırlığını yaparak refakatçisi (gönüllü Covid-19 hastası) olmuştu. Yapacağı başka bir şey de yoktu. Baba-oğul aynı kaderi paylaşıyordu.  Tek farkı vardı o da babanın alzimer hastalığı yüzünden pek bir şeyden haberinin olmayışı. Birkaç gün içinde ev ahalisi de Covid-19 belirtileri göstermiş ve tedavileri de evde başlamıştı. Bir hafta sonra ağırlaşan kayınbabam ölmeden son bir gününü geçirmek için yoğun bakıma kaldırılıyor ve hayatını kaybediyordu. Allah hepimizin geçmişine rahmet eylesin.

Daha sonra kayınbiraderime kardeşleri de teşekkür etmiştir, elbette. Bende kendisinden Allah razı olsun diyorum. Kayınbiraderim anlatıyor hastanede ki bir haftasını, hastaların çektikleri acıları ve feryatları duymamak için televizyonun sesini açtığından bahsediyor. Psikolojim bozuldu diyordu. Onun için de elbette kolay değildi. Ölümü bekleyen hastaların feryat figanları arasında “o adam benim babam” diyerek ölümcül hastalığa göğüs germek zorunda olan bir insan.

Evet, bu yazımı okuyan kıymetli dostlar, kıymet verdiklerimiz, iki gözümüzün bebekleri, belki de bir daha göremeyeceğimiz nice insanlarımız hayatta kalma mücadelesi veriyor. Ziyaretinize gelemeyenlere küsmeyin, kırılmayın, darılmayın. Hayat ne olursa olsun, yaşamaya değer.

Bu arada Covid-19 sebebiyle ebedi âleme göç edenlere Allah’tan rahmet, hastalıkla mücadele edenlere acil şifalar diliyorum.

Selam Saygı ve En Kalbi Dualarımla…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05Kas

O Adam Benim Babam...

26Ekm
29Eyl

Türk İslam Sevdalısı…

17Eyl

Selam Türk’ün Şairine…

07Eyl

Çocuk…