Hedef Büyük İsrail…


Amerika ve İngiltere başta olmak üzere şimdilerde adlarına AB (Avrupa Birliği) denen illetler yıllar sürecek ama sonunda nihayete erdirmeyi planladıkları bir senaryoyu hayata geçirmeye yıllarca öncesinden başladılar. Başlarına bela olan Yahudilerden bir an için kurtulmak istiyorlardı. Onları ülkelerinden göndermek ilk öncelikleriydi. Ama onlara bir zayıf halka lazımdı. Müslümanlar için de Kutsal şehir olan Kudüs’ün Yahudiler için de önemi vardı. Filistin onlar için bulunmaz Hint kumaşıydı. Ama Filistin o zamanlarda Osmanlı himayesindeydi. Önce Osmanlıdan kurtulmak gerekiyordu. Filistin’den acayip sesler gelmeye başlıyor, artık Osmanlı istenmiyordu. Ve nihayet istedikleri oluyor, Filistin tek başına ve çaresiz bırakılıyordu.

Filistin’de bir İsrail Devletinin kurulmasını; (İsrael Zangwill’in, “Halkı olmayan bir ülkeyi, ülkesi olmayan bir halka devredin.” sözüyle bir milletin kendisi hariç tüm milletleri yok sayarak kendi milletini üstün görmesi, kendisine ait olmayan her şeyi kendinden bir şeymiş gibi göstermesi anlatmaktadır.) Kutsal kitaplarındaki öğreti doğrultusunda Tanrı tarafından verildiği düşünülen “Vaat edilmiş topraklara” dönme umutlarını hiçbir zaman yitirmeyen Yahudiler için Avrupa’da örgütler kurularak fonlar oluşturulmuştur. Yahudiler bölgede daha çok yayılmaları amacıyla Filistin’deki Araplardan toprak satın almış ilerleyen zamanlarda da dışarıdan göç ile İsrail’e yerleşmeyi hızlandırmışlardır. Bugünkü İsrail’in temelleri bu şekilde atılmıştır. Bir zamanlar parayla alınan topraklar, artık topla, tüfekle alınıyordu. Acımasızca öldürülen ki, genç yaşlı, kadın çocuk demeden katledilen Filistin halkına en büyük zulmü parayla toprak satan dedeleri yapmıştır.

Tüm bunlar İsrail için yeterli miydi? Tabi ki hayır. Ortadoğu karışmalıydı. Karışmalıydı ki Büyük İsrail kendilerine göre vaat edilen topraklara yerleşebileydi. Irak, Suriye, Mısır ve Libya mutlaka iç savaşla mücadele etmeli, İsrail kendi haline büyümeliydi. Amerika’nın sadık adamı Saddam’ın idam edilmesi ki (idam edildi mi acaba) tartışılır, Esad’ın Suriye’sinin karıştırılması, Kaddafi’nin, Mursi’nin ortadan kaldırılmasının en büyük nedeni vaat edilmiş topraklarda kargaşanın çıkarılmasıydı. Arabistan'ı söylemeye gerek yok, ABD Başkanı Trump’la kılıç sallayarak, 100 milyarlarca dolarlık silah anlaşması yaptılar.  

Bunların hepsi kolayda bir zor olanı vardı, TÜRKİYE. Dışarıdan bir şey yapamayacaklarını çok iyi biliyorlardı. İçerden bir şeyler yapılmalıydı. Yakın tarihe bakalım, mezhep ve sağ sol çatışmaları bunların başlangıcıydı. ASALA terör örgütünden umduğunu bulamayanlar bu sefer PKK denen eli kanlı terör örgütünü hayata geçiriyorlardı. Başına soyu da kanı da bozuk it oğlu it APO’yu getirdiler. Kürtlerin haklarını savunduklarını beyan eden bu it oğlu it, en başta Kürt kökenli kardeşlerimize karşı kanlı eylemler yaptı. Kız erkek demeden çocuklarını dağlara çıkardı. Et tırnak gibi bir ve beraber yaşayan kardeşlerine karşı ellerine silahları vererek ölmelerine sebep oldular. Öyle ki kardeşin biri devletin askeri diğeri PKK’nın suç makinası olabiliyordu. Aileler tehdit ediliyor, siyasette de kendine yer bulmak için oylarına talip olunuyordu. Sırtını PYD’ye, YPG’ye ve PKK’ye dayayanların Yüce Mecliste yer bulmaları Yüce Türk Milletinin bir neferi olan bizlerin kanına dokunuyordu. Öyle ki sırtını dağlara yaslayanların saz çalarak birde Cumhurbaşkanlığına aday olmaları bizleri çileden çıkarıyordu. SELO içerde de saz çalıyor mu acaba? Tabi PKK, YPG, PYD sadece bunlardan oluşmuyor. ABD, Rusya, AB ülkelerinden oluşan kozmopolit bir yapıya sahipler.

Tüm bunlara rağmen hesaba katmadıkları bir şey vardı. Bu Yüce Millet can verir, toprak vermezdi. Milliyetçi muhafazakâr kesimi bitirmeliydiler. Rahmetli Muhsin Başkan’ın ölümü sıradan bir ölüm değildi. O vatan için Şehitlik mertebesine ulaşmıştı. O yüzde birlerin değil tüm milletin gönlündeydi. Belki bizler bunun farkında değildik ama onlar onun büyüyeceğini, çok farklı yerlere geleceğini biliyorlardı. O yüzden gereğini yaptılar. Kimileri davasına ihanet ettiğini düşünse de Ruhun Şad, Mekânın Cennet olsun Sayın Başkanım. Muhsin Başkanın vefatıyla rahatladıklarını düşünenler, Sayın Cumhurbaşkanımızın yalnız kaldığını sanıyorlardı. Unuttukları bir gerçek daha vardı, Sayın Dr. Devlet Bahçeli. FETÖ ile 15 Temmuz da başarılı olamayan dış güçler, “hiçbir beklentimiz olmaksızın Sayın Cumhurbaşkanımızı koşulsuz destekliyoruz” diyen Devlet Bey’in sesiyle irkiliyorlardı. İçerden dışardan saldırmalılardı. Öyle de yaptılar. Sayın Devlet Bey’in ve Sayın Cumhurbaşkanımızın karşılıklı olarak geçmişte birbirlerine karşı söylemleri video paylaşım sitelerinde üst sıralara çıkarılıyordu. Ama nafile MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli, “Bizim derdimiz Devletin Bekasıdır. Biz Ak Partiyi ve Sayın Cumhurbaşkanımızı destekliyoruz” diyordu. İçeriden dışarıdan saldırılar devam ediyor, bir türlü bitmiyorlardı. Türkiye’de iktidar olmak kolaydı. Özellikle kaos ortamlarında. ABD’nin, Rusya’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın hemen sınırımıza binlerce tır silah getirmeleri ve bunları terör örgütlerine peşkeş çekmeleri düşündürücüydü. Allah’a çok şükür Sayın Bahçeli’nin ve sayın Erdoğan’ın dirayetli duruşuyla Ülkemizde terör hemen hemen sona ererken, dışardan da saldırılar artık yok olmak üzere önemli ölçüde sona erdi.

Sayın Cumhurbaşkanımızın yalnızlaştırılması, Sayın Devlet Bahçeli’nin etrafının dört bir koldan çevrilmesi, rahatsızlığı da dahil (Allah’ım acil şifalar versin, sağlıklı uzun ömürler dilerim) çok manidar.

Yüce Türk Milletinin Onurlu, Haysiyetli, Şerefli ve Asil evlatları küçük fotoğrafları bırakın, bırakın ki büyük fotoğrafta ki İsrail gerçeğini görün. Trump’ın Kudüs’ü başkent ilan etmesi, tüm dünyanın Yahudilere destek vermesi büyük planın küçük parçaları. Biraz düşündüğümüzde gerçekleri göreceğiz. Mesele Ak Parti, MHP meselesi değil, Büyük İsrail Devletinin önünde ki en büyük engel olarak gördükleri Türkiye’yi ortadan kaldırmak ancak Yüce Türk Milletinin Asil Evlatları buna asla müsaade etmeyecektir.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

Selam, Saygı ve En Kalbi Dualarımla…

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 3

  • Mehmet Baydoğan | 09 Şubat 2020 21:06

    Kardeşim yüreğine gönlüne sağlık . Onların bir hesabı varsa Allah'ın da bir hesabı var. Allah tuzak kuranların tuzağını boşa çıkarır. O tuzak kuranların en hayırlısıdir.

  • Mümtaz Kamil Durak | 06 Şubat 2020 11:36

    Bu cennet vatanda yaşayan tüm insanların bu şuurda olması lazım. Gündemlerinde de bu mevzuların olması lazım. Bir başka güzel yazınızda buluşmak ümidiyle değerli başkanım.

  • Zeki Özdemir | 06 Şubat 2020 10:41

    Kıymetli Abim, Değerli Başkanım öyle bir konuya parmak basmışsın ki, esas gündem ve doğru bir yaklaşım. Yüreğine sağlık.

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl

Selam Türk’ün Şairine…

07Eyl

Çocuk…

22Ağs

Dava Adamı

13Ağs

Gün Ola, Harman Ola...

28Tem

Haydi “Bayram” Olsun…