Gözde Hastanesi

HAK ETTİĞİNİZ DEĞERİ VE YERİ BULACAKSINIZ


Sevgili dostlar.

Babam ben doğduktan iki yıl sonra nüfusa kaydımı yaptırmış. Bu nedenle yaşıtlarımdan iki yıl sonra okula başladım. Gerçekte on sekiz, nüfus kaydıma göre on altı yaşımda lisede öğrenci iken hatta gencecik bir çocukken her şeyin en iyisine ve en güzeline layık yakın akrabam olan teyzemin kızı ile evlendim.  Bu arada evli iken lise son sınıfa gittim. Ancak resmi nikahımı okul bittikten sonra yaptırdım. Sevgili eşim bana iyi ve güzel bir eş, anneme ve babama ise iyi bir gelindi. Öğrenci olduğum için belirli bir işimde yoktu. Hanım halı dokuyor, ev işlerine bakıyor, ben ise sadece okuyordum. Bu serüven okul bittikten sonra da birkaç yıl sürdü.

Daha sonra askerlik hizmetimi yapıp geldim. Yaklaşık yedi yıl çocuğumuz olmadı. Babam Kamu Hastanelerinin birinde hasta bakıcı olarak görev yapıyordu. Ameliyathanede çalışıyordu. Pansuman, serum, enjeksiyon dikiş gibi konularda çok başarılıydı. Gerek ilçede gerekse kasabamızda sanki doktor gibiydi. Her gün mesaiden sonra elinde çantası ev ev gezerdi. Hastalara şifa dertlilere deva kaynağıydı.

Akşamları bizim ev hastanenin acil servisi gibiydi. Bununla da gurur duyuyorum. O yıllarda her mahallede, her köyde veya her kasabada sağlık tesisi yoktu.  Bizim çocuk olmadığı için sağlıkla ilgili bizim evi ziyaret edenlerden bazıları anneme ‘’Bunların çocukları ne zaman olacak?’’, ‘’Siz bunları doktora hiç göstermediniz mi?’’, ‘’Ne duruyorsunuz?  Bunları bir doktora gösterin.’’  diyerek, benim ve eşimin yanında bazı sorular yöneltirlerdi. Bu husus bizleri ciddi manada üzüyordu. Eşimin yaşadıklarını ise tahmin bile edemem.

Şükürler olsun ki ailemden dolayı böyle bir sıkıntı yaşamadık. Yine çocukluk arkadaşlarımdan isim mevzu bahis değil biri ‘’Senin çocuğun bile olmadı.’’ gibi sözler söyledi. Bu tür cümleler bize zor bir süreç yaşattı. Yaklaşık yedi yıl hanım halı dokudu. Hiç aramadan, çaresine bakmadan, doktora gitmeden evliliğimizin yedinci yılında nur topu gibi bir kız çocuğumuz oldu. Bu kızımın da şansına hanımın halı dokuma olayı sona erip, kamuda memur olarak işe girmem nasip oldu. İlerleyen zamanda iki kızım daha oldu. Yani kızları üçledik. Rabbim C.C. evladı olmayanlara hayırlı evlatlar nasip etsin.

Bunları neden yazdığımı, hayat hikayemi anlattığımı düşünenler olabilir. Kadınlarımızın pek çoğu erkek çocuk doğurmadığından veya kız çocuğu olmadığından yada hiç çocuğu olmadığından çeşitli bahanelerle çoğu kez hakaretlere maruz kalmışlardır. Oysa çocuğu veren de alan da Yüce Allah CC.tır. Hangi sebep ve konu olursa olsun kadınlarımıza el uzatanların eli kırılsın, dil uzatanların dılı kopsun İnşallah. Bunu beddua kabul ediyorsanız evet bu bir bedduadır.  

Kadınlarla ilgili Konfiçyüs’ün bir sözünü müsaadenizle sizlerle paylaşayım. ‘’Kadın her şeyi affeder, fakat asla unutmaz.’’  Kadın hassastır, duygusaldır, anadır, yardır, candır.  

Kadınlarımız hak ettiği yede olmasalar da Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde 1930 yılından itibaren çıkarılan bir dizi yasa ile önce Belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma, ihtiyar meclislerine seçilme hakkı , 5 Aralık 1934 yılında da Anayasa ve Seçim Kanunlarında yapılan yasa değişikliği ile Milletvekili seçme ve seçilme hakkı elde etmişlerdir. Bu nedenle bu yıl 96. Yılını kutladığımız 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Atatürk diyor ki: ‘’Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.’’ Sizler hepiniz Cumhuriyet dönemi kadınları olarak öyle inanıyorum ki bir gün hak ettiğiniz değeri ve yeri bulacaksınız.

Hepinize selam, sevgi ve saygılarımla.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Ara

Dayak Çözüm Değil

30Ekm
01May

UTANIYORUM III

08Mar

UTANIYORUM II...

08Oca

Altın Kafes