Çobanlıktan Sadrazamlığa!


Maho ve Sülo köyde çobanlık yapan iki arkadaşlarmış.

Sülo kurnaz...

Bakmış ki köyde bir halt olacağı yok, karar vermiş İstanbul'a gidip büyük adam olmaya...

Kararını Maho’ya da anlatmış. Maho gülmüş kendisine.

“Sen kim, büyük adam olmak kim Sülo. sen garip bir çobansın, İstanbul’da neylesinler seni?”

Fakat Sülo kararlıymış. Tüm köyle vedalaşıp düşmüş istanbul yoluna.

Bütün köy vazgeçirmeye çalışmış ama nafile...

Kervanlara katılıp bir haftada varmış İstanbul'a...

Bir kasabın yanında çırak olarak işe başlamış.  Zeki ve çalışkan olduğu için kasap bunu çok sevmiş. Kadı’ya anlatmış çocuğu. Kadı da Sülo'yu çok sevmiş. Bir yol bulup okul ayarlamış, Enderun mektebine aldırmış.

Kısa sürede mektebi bitiren sülo devlete kapağı atmış.

Hızla da yükselmeye başlamış. Zamanla kadı olmuş, Nazır olmuş en sonunda da Sadrazam olmuş.

Saraya girmiş...

Bu esnada haberleri de köye ulaşırmış. En sonunda Sülo'nun sadrazam olduğunu duyan Maho dayanamamış.

"Ben de gideceğim istanbul’a. koskoca sadrazam var arkamda. Yapar bize bir iyilik.” demiş.

Tası tarağı toplayıp yola koyulmuş. Sarayın kapısına gelmiş.

“Ben sadrazam Süleyman Efendinin arkadaşıyım” dese de kimseyi inandıramamış.

Israr ede ede, bir şekilde içeri girmiş. Ona danış, buna danış derken bir bakmış Sülo arkasında kocaman şürekasıyla geliyor. Atlamış önlerine...

Sülo, Maho’yu görünce hemen tanımış.

-Vaay kardeşim maho, hoşgeldin nasılsın?

-İyiyim Sülo. Sen de iyisin inşaAllah...

Derken Sülo, Maho'nun sözünü keserek;

-Maho, dur bak çok meşgulum, gel yolda konuşalım...

Der ve takar Maho'yu koluna başlarlar kapalı çarşıdan yürümeye...

Köyden, yalandan haber sormalar falan derken Sülo sormuş;

-Nerede kalıyorsun Maho?

-Yolgeçen hanında.

- Tamam sen geç, ben akşam uğrarım sana.

Maho hana gitmiş. Beklemiş beklemiş gelen giden yok. “İşi çıktı herhalde” demiş, yatmış.

Ertesi gün de kimse gelmeyince, tekrar sarayın yolunu tutmuş. Kapıda yine biraz sıkıntı yaşamış ama içeri girmiş. Sadrazamla görüşeceğim falan derken kapılar açılmış, arkasında bir sürü kaftanlıyla Sülo yine çıkmış.

-Vaay kardeşim Maho, bak çok işim var, o nedenle gelemedim sana.

Gel yanıma biraz konuşalım.

Bunlar yine kol kola girmişler. Kapalı çarşıda kol kola yürürlerken maho anlatmış biraz meramını...

-Maho sen nerede kalıyordun canım?

-Yolgeçen hanında.

-Tamam sen geç, ben şimdi esnafla olan işlerimi halledip akşam geleceğim sana.

Akşam olur...

Yine gelen giden olmaz. Bir gün daha geçince Maho saraya varır. Kapıda sorgu suali biraz daha kolay atlatır. İçeri girer Sadrazam Sülo yine aynı şekil gelir ortama.

-Ooo Maho kardeşim. Gel yanıma, şu işleri hallederken konuşalım.

Yine girmişler kol kola.

Kapalıçarşının bir ucundan girip öteki ucundan çıkmışlar. Maho anlatmış meramını...

Sülo yine sormuş;

-Nerede kalıyorsun Maho?

-Yolgeçen hanı.

-Tamam geliyorum akşam...

Aşam olunca yine kimsenin gelmediğini gören maho iyice sinirlenmiş. Sabah erkenden saraya gitmiş. Bu sefer kapıdan rahatça girmiş. Varmış Sülo'nun yanına. Bu sefer yalnız yakalamış.

-Yazıklar olsun sana Sülo. Biz seninle kardeştik be...

Bütün köy gurur duyduk seninle...

Koskoca sadrazam oldun, kalktım yanına geldim, kardeşim bana da yardımcı olur dedim...

Sen ne yaptın? Her defasında beni salladın. En ufak yardım da etmedin.

Aç mısın, susuz musun, diye sormadın.

Çok kırdın beni Sülo. Senden başkası olsa adım atıp gelmezdim.

Seni kardeşim bildiğim için geldim. İnsan böyle mi yapar kardeşine?

-Ulan Maho. Ben seni sadrazamın kolunda, hem de üç kere kapalı çarşıdan geçirdim. Sen hala bir şey yapamadıysan, ben sana yardım edemem kardeşim...

Şimdi Maho'lar ve sadrazamlar her yerde...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Eyl

Son Zamanların En Güzel Haberi!

02Eyl
21Ağs

AK Parti Raydan Çıktı Mı?

13Ağs

Rızık Yiyen, Rızık Veremez!

23Tem

Delirmemek Elde Mi?