Cumhuriyet Bayramı Resmi Geçit Töreni Gerçekleştirildi

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 98. yılı kutlamaları kapsamında, Malatya Valiliğinde tebrikat töreni düzenlendi.

PAYLAŞ
Cumhuriyet Bayramı Resmi Geçit Töreni Gerçekleştirildi
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 98. yılı kutlamaları kapsamında, Malatya Valiliğinde tebrikat töreni düzenlendi.
Malatya Birlik Gazetesi - MALATYA BİRLİK GAZETESİ

Valilik Makam Odası'nda düzenlenen törende; Vali Aydın Baruş tebrikleri kabul etti. Törene 2. Ordu Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Selami Arslan, Büyükşehir Belediyesi Başkanı Selahattin Gürkan, kurum müdürleri, askeri erkân, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

Cumhuriyet Bayramı resmi geçit töreni İnönü Kapalı Çarşısı önünde il protokolü ve vatandaşların katılımıyla gerçekleştirildi.

Törene Vali Aydın Baruş, 2. Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Selami Arslan ve Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan tören aracı ile halkı selamladı.

2. Ordu Bölge Bandosu eşliğinde İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende, Cumhurbaşkanımızın mesajının okunmasının ardından günün anlam ve önemi hakkında konuşan Vali Aydın Baruş; “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 98 inci yıldönümüne erişmenin coşku ve sevincini hep birlikte yaşıyoruz.

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisince Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923, Milletimizin Anadolu topraklarındaki bin yıllık tarihinin dönüm noktasıdır.

1071 yılında atamız Alparslan’ın Bu benim kefenimdir” diyerek beyaz elbisesini giydiği ve askerleriyle birlikte ölüme meydan okuyarak Malazgirt Meydan Savaşı’nda kazandığı kutlu zaferle milletimize açılan Anadolu toprakları o günden beri bizlere ebedi yurt olmuştur.

O günden bugüne, Anadolu’yu vatan bilen aziz milletimiz, ruhuna inancıyla ve atalarından miras aldığı cesaret ve fedakârlık ruhuyla bu topraklar üzerinde kurduğu devletleri yaşatmak için her türlü zorluğa göğüs germiştir.

Bu topraklardan neşet eden ve üç kıtada gölgesi yayılan ulu bir çınar misali cihan devleti haline gelen Osmanlı İmparatorluğu altı asır boyunca dünya tarihine istikamet veren güçlerden biri olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu, son iki yüz yılında yaşanan duraklama ve gerileme döneminde hâkimiyet kurduğu toprakların önemli bir kısmını kaybetmiş, kaybedilen topraklarda yaşayan milyonlarca soydaşımız ana vatan bildikleri Anadolu’ya göç etmiş, kurtuluşlarını bu topraklarda görmüştür.

Uluslararası güçlerin sömürgelerine yeni topraklar eklemek amacıyla başlattığı Birinci Cihan Savaşı birçok imparatorluğun parçalanmasına neden olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu da savaşta kaybeden güçlerden biri olarak yenik sayılmış, savaşın sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması gerekçe gösterilerek Anadolu ve Rumeli’deki topraklarımız savaşın galibi istilacı güçler tarafından işgal edilmiştir.

Anadolu’nun üzerine karabulutların çöktüğü ve umutsuzluğun hâkim olduğu o günlerde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basmasıyla birlikte ayağa kalkan Milletimiz, “Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım” diyerek yurdun dört bir tarafında bağımsızlık meşalesini yakmıştır.

Amasya’da, Erzurum’da, Sivas’ta, Anadolu’nun ve Trakya’nın diğer bölgelerinde Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri şemsiyesi altında yapılan toplantı ve kongreler sonucunda, genç, yaşlı, çocuk, kadın, erkek demeden yekvücut olarak silaha sarılan halkımız tarihte ender görülen bir diriliş destanına imza atmıştır.

 Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920’de açılmasıyla birlikte, tüm milletimiz istiklal yolunda tek bir yürek olmuş, esaret ve zillet altında yaşamayı kati bir iradeyle reddederek, Egemenliğin Kayıtsız ve Şartsız olarak Türk Milletine ait olduğunu tüm dünyaya haykırmıştır.

Balkan Harbinde ve Birinci Cihan Savaşında onlarca cephede savaşmaktan harap ve bitap düşmüş Anadolu insanı, atalarından miras aldığı cesaret ve feragat ruhuyla, tüm yokluk ve çaresizliklere rağmen eşsiz bir kurtuluş destanı yazmıştır. 

Birinci Dünya Savaşı sırasında Çanakkale’de, pervasızca ölüme yürüyen şehitlerinin gösterdiği fedakârlıktan ilham alan kahraman ordularımızın Sakarya Meydan Muharebesi’nde, Dumlupınar’da canlarıyla ve kanlarıyla kazandığı zaferler neticesinde vatan toprakları kesin bir kurtuluşa kavuşmuştur.

29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin Türkiye Büyük Millet Meclisince ilanı bu zaferlerin zirve noktası ve taçlandığı tarih olmuştur.

29 Ekim 1923, bin yıldır vatan bildiği topraklardan atılarak tarihten silinmek istenen bir milletin her türlü yokluk ve imkânsızlık içerisinde verdiği destansı kurtuluş mücadelesi neticesinde kesin zaferini tüm dünyaya kabul ettirdiği gündür. 

29 Ekim 1923, geri kalmış gördüğü toplumları boyunduruk altına alarak yönetme imtiyazını kendisinde gören sömürgeci güçlere karşı, karakteri özgürlük ve bağımsızlık olan büyük bir milletin verdiği tarihi bir cevaptır.

29 Ekim 1923, tarihi boyunca insanlığa adalet dağıtan büyük medeniyetler kuran bir milletin, küllerinden yeniden doğarak yeni bir medeniyet hareketi başlattığı tarihtir.

29 Ekim 1923, Atatürk’ün; “Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir.” sözünde ifadesini bulan Milli İradeye Dayalı bir yönetim biçimine kavuştuğumuz tarihtir.

29 Ekim 1923’te Milletimizin, dünyanın sömürgeci ve mandacı güçlerine karşı, Cumhuriyetin ilanıyla verdiği bu tarihi cevap, dünyanın mazlum milletlerinin istiklal mücadelelerine de ufuk açan bir güneş olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti'nin 98 yıllık tarihi, Türk Milletinin, bağımsızlık ve kalkınma mücadelesi veren tüm dünya milletlerine örnek olan bir başarı öyküsüdür.

Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda, yetişmiş insan gücünü yitirmiş, tarım ve sanayi üretimi neredeyse yok olmuş, eğitim ve sağlık bakımından yokluk ve yetersizliklerle mücadele eden bir ülke olan Türkiye,

Cumhuriyetin ilanından itibaren, İstiklal ve Bağımsızlık mücadelemizin başkahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlatılan kalkınma hamleleriyle birlikte, kısa zamanda dünyanın saygın ülkelerinden biri haline gelmiştir.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan bugüne, 98 yıllık süre içerisinde, savaşlarla kazanmış olduğu siyasi bağımsızlığını ekonomik bağımsızlıkla teminat altına almak için büyük fedakârlıklar ve mücadeleler sergileyen bir milletin muasır medeniyet yolculuğuna şahit oluruz.

Cumhuriyetin 98 yıllık tarihine baktığımızda;

-1920’li yıllarda 13 milyon olan nüfusu bugün 84 Milyona ulaşmış,

- Sadece Milli Eğitime bağlı örgün eğitim kurumlarında eğitim gören öğrenci sayısı 18 milyonun üzerinde olan,

- 1930 yılında tek bir üniversitesi ve 2 Bin civarında yükseköğretim öğrencisi var iken, bugün 200’ün üzerinde Üniversitesi ve 8 milyonu aşan yükseköğretim öğrencisi bulunan,

- Cumhuriyetin ilk yıllarında 100 işçiden fazla işçi çalıştıran sayılı tesisi bulunurken, bugün binlerce büyük sanayi tesisine sahip, dünyanın tüm ülkelerine ihracat yapabilen, 200 milyar doları aşan yıllık ihracat hacmine ulaşan dev bir ekonomiye sahip, 

- Milli Savunma Sanayiinde ihtiyaçlarını kendi karşılayabilen; tankını, helikopterini, insansız hava araçlarını kendisi yapabilen, yerli ve milli savaş uçağını ve otomobilini üretme kapasitesine erişmiş güçlü bir Türkiye görürüz.

Cumhuriyetimizin 98 yıllık dönemi;

Tarihten silinmek istenen bir milletin, ekonomisi kapitülasyonlarla kuşatılmış, yokluklar içerisinde kurulan bir ülkenin,

Bugün bölgesinin ve dünyanın en önemli aktörlerinden biri olmasının, hak ve adalet kavramlarını cesaretle dünyaya haykıran, zulme uğramış tüm insanları için emin bir sığınak ve umut kapısı haline gelebilmesinin başarısıdır.

Bu başarı; canlarını ortaya koyarak kurdukları Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni bizlere miras bırakan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının,

Ülkemizin kalkınması için karşılaştığı hiçbir zorluğa boyun eğmeksizin gece gündüz demeden çalışan atalarımızın, devlet büyüklerimizin ve Cumhuriyeti korumayı ve yüceltmeyi canından aziz bilen Büyük Türk Milletinin başarısıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bu muvaffakiyeti ülkemizin geleceğine olan inancımızın temel dayanağıdır.

Atalarımızın canları ve kanlarını feda ederek bin bir zorluk içerisinde kurduğu Cumhuriyetimizi yüceltmek, her ne şart altına olursa olsun ülkemizin bağımsızlığına ve milletimizin özgür iradesine kast edenlere karşı mücadele etmek bu milletin fertleri olarak hepimizin boyun borcudur.

Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da yurdumuzun işgaline karşı savaşırken ruhlarını teslim eden atalarımızın,

Vatanımızı bölmek isteyen terör örgütlerine karşı mücadele ederken canlarını feda eden kahraman askerimizin, jandarmamızın, polisimizin,

15 Temmuz 2016’da Türkiye’yi uydu bir devlet haline getirmek, irademizi esaret altına almak isteyen hainlere karşı meydanlara göğsünü siper eden kahraman milletimizin,

Bu vatanın bağımsızlığı ve mukaddes değerlerimiz uğrunda şehadet makamına eren şehitlerimizin ve gazilerimizin,

Ortaya koyduğu iman, fedakârlık, cesaret ve metanet ruhu, gelecekte de benzer durumlarla karşılaştığımızda bizlere ilham veren en önemli değerler olacaktır.

Sevgili Çocuklarımız ve Gençlerimiz;

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün şu sözünü asla unutmayınız;

"Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk, O'nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz."

Atalarımızın bizlere miras bıraktığı Türkiye Cumhuriyeti Devletine her şart altında sahip çıkacağınıza,

Cumhuriyetimizi ilelebet payidar kılmak, medeniyetler yarışında ülkemizi çok daha ileri seviyelere taşımak için yılmadan çalışacağınıza yürekten inanıyoruz.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İstiklal Savaşımızın kahramanları olmak üzere, vatanımızın bütünlüğü, milletimizin birlik-beraberliği için canlarını feda etmekten çekinmeyen aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet ve şükranla yâd ediyorum.

Yüce Allah’tan Niyazımız Şudur ki;

- Milletimiz ve Medeniyetimiz zeval bulmasın,

- Devletimiz Ebed Müddet Yaşasın,

- Cumhuriyetimizin 98 inci yılı kutlu olsun.

- Cumhuriyet Bayramı Coşkumuzu paylaşan siz değerli konuklarımıza ve tüm vatandaşlarımıza en derin sevgi ve hürmetlerimi sunuyorum” dedi.

20 Mayıs Vakfı Turgut Özal Anadolu Lisesi Öğrencileri Havin Şakar ve Mustafa Aytekin’in okuduğu şiirlerin akabinde, Gençlik Spor İl Müdürlüğüne bağlı halk oyunları ekibi karma oyunlar sergiledi. Askeri tören birlikleri, askeri araçlar, Jandarma ve Emniyet Müdürlüğü, İtfaiye, AFAD, Orman Bölge, PTT, Karayollarına ait araçlar, Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı, Gazi Dernekleri ve öğrenciler tören geçişi yaptı. Törende Kara Havacılık Alay Komutanlığına bağlı helikopterler de uçuş gerçekleştirdi.

Törene Cumhuriyet Başsavcısı Muhammet Savran, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, İl Emniyet Müdürü Ercan Dağdeviren, İl Jandarma Komutanı Albay Ercan Altın, vali yardımcıları, kaymakamlar, belediye başkanları, gaziler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

  • Etiketler
HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN