İBRAHİM YILDIZ

İBRAHİM YILDIZ

UTANIYORUM...

Sevgili dostlar,

Çok yakın bir tarihte görev yaptığım işyerine Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünden dalında uzman birkaç tane Sosyolog ‘’Kadına Yönelik Şiddet’’ konulu eğitim vermeye gelmişlerdi. Tüm personeli iki gruba ayırarak güzel ve faydalı bir eğitim verdiler. Tabi ki malumunuz benim de ilgi duyduğum bir konu olduğu için can kulağıyla dinleyip sizlere bir şeyler aktarmak istedim. Öncelikle bizlere bu imkânı sağlayan idarecilerimize ve tüm emeği geçenlere huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Kadına Yönelik Şiddet konusu çok kapsamlı bir konu olup, dilerseniz edindiğim bilgilerden bazılarını sizlerle paylaşayım. Kadına yönelik şiddet denildiğinde ilk akla gelen fiziksel şiddet olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir.

Tokat, tekme ve yumruk atmak, sarsmak ve hırpalamak, boğaz sıkmak, herhangi bir cisim atmak, saç çekmek, ateşli silahlarla yaralamak, sağlıksız koşullarda yaşamaya bırakmak, işkence yapmak, sağlık hizmetlerinden yararlanmayı engellemek, öldürmek ve yakmak gibi eylemler fiziksel şiddet’tir. Genellikle bir defaya mahsus eylemlerden çok sürekliliği olan eylemler psikolojik şiddet olarak tanımlanır. Sürekli bağırmak, küfür veya hakaret etmek, korkutmak, arkadaşlarıyla, komşularıyla, ailesi ile görüştürmemek, giyim tarzıyla ilgili baskı yapmak,  çocuklardan uzaklaştırmak, eve hapsetmek, kıskançlık bahanesiyle sürekli kontrol altında tutmak, başkalarıyla kıyaslamak, sevdiği eşya ve hayvanlara zarar vermek, tehdit etmek, şantaj yapmak, aynı şekilde düşünmeye zorlamak gibi eylemler Psikolojik (duygusal) şiddet’tir.

Ekonomik kaynakların ve paranın düzenli şekilde kadın üzerinde bir tehdit, yaptırım ve kontrol aracı olarak kullanılmasıdır. Koşullar elverdiği halde evin masraflarını karşılamamak, para vermemek, kısıtlı para vermek ailenin gelir ve giderleri konusunda bilgi vermemek, aileyi ilgilendiren maddi konularda fikir almadan tek başına karar vermek, mallarına ve gelirine el koymak, kadının ev dışında çalışmasına engel olmak, istemediği işte zorla çalıştırma gibi eylemler ekonomik şiddet’tir. Kadını rıza göstermediği herhangi bir cinsel davranışa zorlamak cinsel şiddettir. Cinselliğin bir tehdit, sindirme ve kontrol etme aracı olarak kullanılmasını da içerir. Cinsel saldırı, evlilik içi ya da evlilik dışı tecavüz, cinsel taciz, organlara zarar vermek, cinsel organlara rahatsızlık verici şekilde teşhir etmek, zorla cinsel içerikli yayın izletmek, çocuk doğurmaya veya doğurmamaya zorlamak, zorla kürtaj yaptırmak, fuhuş için zorlamak, zorla evlendirmek, bekâret kontrolü ve benzeri eylemler de cinsel şiddet olarak tanımlanır.

Fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddet veya şiddet tehdidi nedeniyle her kademeden pek çok kadın baskı altında yaşamakta, toplumsal hayata daha az katılmaktadır. Tabi ki şiddet aile içinde gerçekleştiğinde etkisi de daha yıkıcı olmaktadırlar. Fiziksel olmayan şiddet türleri de son derece yaygındır. Kadın ve kızlara çok zararlı etkileri vardır. Bunlar, ülkemizde şiddet yaşayan ve uygulayan pek çok kişi tarafından şiddet olarak tanımlanmaz ve daha az önemsenir. Fakat fiziksel şiddet dışında kalan şiddet ve baskı yöntemleri en az fiziksel şiddet kadar kısa ve uzun vadeli çok olumsuz izler bırakır. Bu davranışlardan bir veya birden fazlasına maruz kalıyorsanız ya da bunlarla tehdit ediliyorsanız, şiddet görüyorsunuz demektir. O halde, zaman kaybetmeden yasanın güvence altına aldığı haklarınızdan faydalanmaya başlayabilirsiniz.

Eğitim karşılıklı soru cevap şeklinde devam ediyordu. Ülkemizde pek çok ilimizde kadın sığınma evlerinin olduğunu biliyordum. Ancak erkek sığınma evleri bulunup bulunmadığı hususunda doğrusu herhangi bir bilgiye sahip değildim. Eğitim veren sosyologa  ‘’İlimizde müdürlüğünüz bünyesinde erkek sığınma evi var mı?’’ diye sordum. Aldığım cevap ise enteresandı. ‘’Ülkemizde şiddet mağduru erkeklerin sayısının yüzde üç oranında olduğu, erkek sığınma evinin nüfusu on beş milyonun üzerinde olan sadece İstanbul ilimizde bulunduğu.’’ bilgisini öğrendim. Bundan dokuz yıl kadar önce iki bin dokuz yılında Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün gerçekleştirdiği Türkiye’de Kadına Yönelik Aile içi Şiddet araştırmasında, yüz kadından kırk ikisi eşinden veya birlikte olduğu kişiden fiziksel veya cinsel şiddet gördüğünü biliyordum. Bu çok yüksek bir oran ve şiddete karşı yasal hakları bilmenin önemini de ortaya koymaktadır. Anlaşılan o ki burada sadece kadın çoğunluğunun şiddet gördüğünü öğrenmiş oldum. Dahası var ama!...

Bunlar elbette hoş şeyler değil. Kadınlar dövülsün, sövülsün, taciz edilsin, zorla tecavüz edilsin, öldürülsün hatta yakılsın diye yaratılmamıştır. Kadın annedir. Anneler kutsaldır. Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in indirildiği dönemlerde Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) bir Hadisinde ‘’Cennet annelerin ayakları altındadır.(Anne Cennet kapılarının ortasındadır.)’’ demiş ise de bu Hadis-i Şerif bin dört yüz yıl kadar aynı maksatla bir atasözü gibi kullanılmıştır.

Belirtmek isterim ki; ister kadın olsun ister erkek, şiddetin her türlüsüne karşıyım. Şiddet mağdurlarının genelde kadınlarımız olması nedeniyle hemcinslerimin yapmış oldukları bu terbiyesizlilerinden, pisliklerinden ve kötü davranışlarından iğreniyorum. Ayrıca bunu yapan kimseleri kınıyorum. Utanıyorum kadınlarımızdan, kızlarımızdan, utanıyorum annelerimizden, halalarımızdan, teyzelerimizden,  utanıyorum bacılarımızdan, ninelerimizden, utanıyorum bayan arkadaşlarımızdan, hanım kardeşlerimizden, utanıyorum.

Peygamber Efendimiz’ (S.A.V.) den, utanıyorum Rabbim C.C.’den, Bu nedenle Rabbim tüm şiddet mağdurlarının yar ve yardımcısı olsun. Şiddeti yapanlara da gereken cezayı versin. Rabbim bildiği gibi etsin.

Hepinize selam, sevgi ve saygılarımla!...

Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

Namaz Vakitleri

Hava Durumu

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom