HAMZA ATLI

HAMZA ATLI

Adalet İstiyorum Ulan!

Yıl 2001...

Hediye, Beş yaşındaydı.

Gayet sağlıklı bir çocuktu.

Hayat doluydu. Evinin önünde oynuyordu. Otomobil çarptı. Çarpan kişi kaçtı. Hediyecik acilen hastahaneye kaldırıldı.

“Hayati tehlikesi yok” raporu verildi.

Çarpan kişi yakalandı ama bu rapor üzerine serbest bırakıldı.

Oysa Hediye, kafasına aldığı darbe nedeniyle hem zihinsel, hem bedensel engelli olmuş, yatağa bağımlı hale gelmişti.

Babası, inşaat işçisiydi.

Kızının hakkını aramak için, kızını bu hale getiren kişiye hesabını sormak için mahkemeye başvurdu, dava açtı.

Hediye'ye dört ay önce “hayati tehlikesi yok” raporu verip, çarpan kişinin kurtulmasını sağlayan hastahane, dört ay sonra “trafik kazası neticesinde yüzde 90 zihinsel ve bedensel engelli” raporu verdi!

Hediye'ye otomobiliyle çarpan kişi bu rapora itiraz etti.

“Kaza sonrasında engelli kaldığını kabul etmiyorum, kızın bu halinin kazayla alakası yok” dedi.

Adli Tıp Kurumu'ndan rapor istendi.

Adli Tıp Kurumu inceledi.

“Hediye'nin bu hale gelmesinin kazayla alakalı olduğunu söyleyemeyiz, çünkü elimizde röntgen filmleri yok, bunları görmeden karar veremeyiz” dedi.

Halbuki, söz konusu röntgen filmleri dosyada vardı.

Hediye'nin babası söz konusu röntgen filmlerini Adli Tıp'a göndermek için mahkemeden talep etti. O da ne?

Filmler buhar olmuştu, yoktu!

Ne kadar sonra bulundu biliyor musunuz?

Evet, dosyada zaten varolan ve aniden kaybolduğu söylenen röntgen filmleri, babanın sabırlı ve inatçı takibi neticesinde iki yıl sonra bulundu!

Adli Tıp'a gönderildi.

Adli Tıp yine inceledi.

“Hediye'nin bu hale gelmesinin kazayla alakalı olduğunu söyleyemeyiz, çünkü elimizde  MR çekimleri yok, röntgen filmleri yeterli değil, MR'ı görmeden karar veremeyiz” dedi.

Yıllar yılları takip ediyor, Hediye büyüyordu. Gariban babacığı sırtına alıyor, mahkeme mahkeme taşıyordu.

İki defa mahkeme değişti.

16 defa hakim değişti.

Dört defa savcı değişti.

Üç defa Adli Tıp raporu değişti.

74 defa duruşma ertelendi.

Hediye'nin babası, 2012 yılında, yani trafik kazasından 11 yıl sonra, 75'inci duruşmada dayanamadı, sesini yükseltti, adalet istiyorum dedi.

“Hakime bağırdı” suçuyla tutuklandı.

Yargılandı...

Dokuz ay hapis cezası verildi.

İçeri atıldı. Beş ay cezaevinde yattı!

Hapisten çıktı, kızını yeniden sırtına aldı, mahkeme mahkeme taşıyarak hukuk mücadelesini sürdürdü.

VE YIL 2015...

Hediye öldü!

Evet, biz de ilk duyduğumuzda şu an sizin hissettiklerinizi hissetmiştik.

Beş yaşından beri tüm motor fonksiyonlarını yavaş yavaş kaybeden Hediyecik, 19 yaşına gelmişti, çiğneme yutma yeteneğini bile kaybetmişti, mamayla besleniyordu, soluk alıp vermekte güçlük çekiyordu, davasının sonucunu göremedi, son nefesini verdi.

Yılbaşına iki gün vardı...

Babası Hediye'ye yılbaşı hediyesi olarak kırmızı bir palto almıştı.

Kızı konuşamıyor, derdini anlatamıyordu ama mahkemeden mahkemeye giderlerken üşüdüğünü, titrediğini hissediyordu.

İnşaat yevmiyelerinden biriktirmiş, kızına o paltoyu almıştı.

Hediye'nin cenaze namazı kılınırken, tabutunun başındaki çaresiz baba paltoya sarıldı, hıçkıra hıçkıra, haykıra haykıra ağladı, ağladı, ağladı...

Hediye gitmişti ama…

Baba Peşini Bırakmadı!

Hediye'ye ilk müdahaleyi yapan doktor hakkında suç duyurusunda bulunuldu, 15 yıl geçmişti, doktor emekli olmuştu, 15 yıl sonra ilk defa duruşmaya çıktı.

“Adli Tıp Kurumu karar verebilmek için MR çekimlerini görmek istiyor, neden MR çektirmediniz?” diye sordular.

Emekli doktor “MR'ı nasıl çektirseydim, MR cihazı yoktu” dedi.

Bunun üzerine Adli Tıp Kurumu'nun tekrar rapor hazırlaması istendi.

Adli Tıp Kurumu ne dedi peki?

"Hediye'nin bu hale gelmesinin ve sonra da ölmesinin, kazayla alakalı olduğunu söyleyemeyiz, çünkü elimizde MR çekimleri yok, MR'ı görmeden karar veremeyiz..."

Hediye artık yok...

Gitti...

Babasının sırtında adalet umut ettiği diyarı terk etti.

En adil olana gitti Hediyecik!

   

Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

Namaz Vakitleri

Hava Durumu

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom