DOÇ. DR. AYDIN USTA

DOÇ. DR. AYDIN USTA

Organizasyon Kavramı

Yönetimde Karar Alımı Yaklaşımı ekonomik organizasyon anlayışı üzerine kuruludur. Bu yaklaşım, İnsan İlişkileri Yaklaşımının yetersizlikleri ile Klasik Yaklaşımın aşırılıkları arasında bir sentez yapmayı üstlenmiştir. Yaklaşım problemlerin çözümlenmesi konusunda, yöneticilerin organizasyonel içeriği incelemelerini önermektedir (Aim, 2015: 24). İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Klasik Yaklaşımdan esinlenen Neoklasik veya Ampirik Yaklaşım, Klasik Yaklaşımdan sonra ortaya çıkan, İnsan İlişkileri Yaklaşımının yansımalarını kullanarak geliştirilmiştir. Ampirizim ve pragmatizm özellikleri ile nitelendirilebilir; organizasyonlardaki genel ilkeleri araştırmaya yöneliktir. Kâr maksimizasyonu üzerine kuruludur; maliyetlerin azaltılması, toplam kalite yönetimi, sorumlulukların geliştirilmesi ve desantrilazisyon ilkesini esas alır. Daha sonra 1950’lerde organizasyon araştırmalarına adanan yeni bir bilimsel alan ortaya çıkmıştır. Sosyologlar, politik bilimciler, mühendisler, yönetim uzmanları ve ekonomistlerin çalışmalarından oluşan bu bilimsel alan Sosyo-Teknik Yaklaşım olarak ifade edilmiştir (Keskin vd., 2016: 27). Sosyo-teknik Yaklaşım bir bütün olarak işletme organizasyonlarını sistem altı karşılıklı birbirine bağlı iki unsurlu (sosyal ve teknik) açık bir sistem olarak algılamaktadır. Bu yaklaşım Klasik Yaklaşımdan ve İnsan İlişkileri Yaklaşımından birçok noktada ayrılmaktadır. Bu tür organizasyon yaklaşımı küçük çalışma gruplarını destekler, geniş bir otonomiyi uygulamaya koyar, bireysel ihtiyaçları, üretim gereksinimlerini dikkate alan ilkelere sahiptir (Aim, 2015: 24). Sistemik düşünce veya Durumsallık Yaklaşımı, Sosyo-teknik Yaklaşım çalışmalarının geliştirilmiş bir biçimi olarak görülebilir. Yaklaşım öncelikle baskın Klasik ve İnsan İlişkileri Yaklaşımının “en iyi yol” anlayışını terk etmiştir. Bu yaklaşıma göre bir şeyleri yapmak için sadece tek bir yol bulunmamaktadır. İyi model kendinedir; tüm organizasyonlar için geçerli universal iyi bir yapı yoktur. Bu yaklaşımın teorisyenlerine göre yapı, durumsallık faktörleriyle ilişkilidir. Klasik Yaklaşıma göre organizasyonlar için tek bir model, Durumsallık Yaklaşımına göre ise çok sayıda farklı organizasyon modeli; bir başka anlatımla farklı durumlara göre farklı modeller olabilir.

Sosyolojik Yaklaşıma göre organizasyon, insana dışarıdan dayatılan doğal bir fenomen değildir. Birey gelişmiş bir yapısal alanda sosyal bir aktördür. Sosyolojik Yaklaşım girişimleri, seçilen organizasyon tipi ve elde edilen performans arasında ilişki olmadığını göstermiştir. Gerçekte aşırı biçimsel organizasyon, daha az biçimsel organizasyona göre daha başarılı sonuçlar alabilir. Ancak farklı bir durumda önemli engellerle karşılaşabilir ve gelişimi yavaşlayabilir. Mevcut teoriler farklı yapıların başarılarını açıklamakta her zaman yeterli olamayabilir. Bu anlamda neden sonuç ilişkilerini açıklamak sosyolojik yaklaşımın amaçlarından biridir (Aim, 2015: 25).

1980’li yıllarda organizasyon teorilerine ekonomik teorilerin de eklendiği görülmektedir. Ekonomik Yaklaşım, ekonomik ve sosyal yapı arasındaki ilişkiyi sorgulamaktadır. Organizasyon teorileri içerisinde Ekonomik Yaklaşıma ilişkin olarak; asil vekâlet teorisi ve işlem maliyeti teorileri yer almaktadır. Bu teorilerle ilgili gerekli açıklamalar ilgili başlıklar altında yapılmaktadır. Organizasyon teorileri, organizasyonların davranışlarını anlamaya ve açıklamaya çalışan bir sosyal bilim alanıdır. Teoriler, organizasyonların hayatta kalabilmek ve çeşitli amaçlara ulaşabilmek için teknoloji, rakipler, devlet vb. çevresel faktörler karşısında sahip oldukları kaynakları nasıl organize ettiklerini inceler ve bu konuda tutarlı bilimsel önermeler geliştirmeye çalışır (Taşçı vd.,2013: 6).

Yeni bir yönetim yaklaşımı ya da organizasyon teorisi bir öncekilerin geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Her teori, farklı bir araştırma hipotezinden veya araştırma sorusundan doğar; tüm yaklaşım ve teoriler yönetim ve organizasyonlarla ilgili geniş bir bilgi birikiminin oluşmasını sağlamıştır. Dolayısıyla organizasyon teori alanının doğuşunu anlatan bu evreler, birbirinden bağımsız ve biri diğerini geçersizleştiren dönemler olarak görülmemelidir. Aksine birbirlerinin üzerine eklemlenerek genişleyen ve organizasyonları her geçen gün daha iyi anlamamızı sağlayan bir bilgi kümesi olarak anlaşılmalıdır (Taşçı vd., 2013: 8).Yönetim bilimi mikroekonomi, sosyoloji ve psikoloji gibi çok sayıda disiplinin teorilerinden yararlanır. Bu anlamda organizasyon teorileri bu disiplinlerin kesişim noktalarında yer alır. Bu yaklaşımlarla ve teorilerle ilgili bilgiler ve ayrıntılar izleyen alt başlıklarda sunulmaktadır.

TEORİLERİN YÖNETİM UYGULAMALARI AÇISINDAN ÖNEMİ

Her organizasyon, toplumda bir ya da birkaç fonksiyonu gerçekleştirmek için kurulur. Toplumda hiçbir fonksiyonu olmayan veya bu fonksiyonunu kaybeden organizasyon yaşayamaz. İşte karmaşık bir görünümü olan organizasyonların daha iyi tanınması, unsurları arasındaki ilişkilerin daha iyi belirlenebilmesi için teorik bir yaklaşıma gereksinim vardır (Özkalp ve diğ., 2013: 11). Yani yaklaşım ve teoriler, organizasyonel yaşama ilişkin yeni bakış açıları keşfetmek, yeni sorulara yanıt bulmak ve problemlere yeni çözümler üretmek bakımından organizasyonları derinlemesine incelerler (Keskin ve diğ, 2016: 3). Bu incelemeler sonucunda elde edilen veriler ise kuşkusuz geleceğin organizasyonlarını yönetme konusunda referans bir çerçeve oluşturacaktır.

Organizasyonlar hakkındaki yaklaşım ve teoriler, politika belirleyicilerin daha etkili olarak organizasyon kurmalarına, işlerini daha iyi planlamalarına ve organizasyonları daha iyi yönetmelerine yardımcı olur. Bunların dışında yaklaşım ve teoriler, organizasyondaki davranışları tanımlama, anlama, tahmin ve kontrol etmede yöneticilere rehberlik ederler. Yaklaşım ve teorileri bilen ve uygulayan yöneticiler, organizasyonlarının amaç ve misyonlarının gerçekleştirilmesinde ve stratejilerinin başarıya ulaşmasında daha fazla ilerleme kaydederler. Politika oluşturan ve değerlendiren kişiler, yaklaşım ve teorileri bilip anladıklarında, aldıkları karar ve gerçekleştirdikleri eylem ile organizasyonların daha etkili ve verimli faaliyet göstermelerine ve amaçlarına daha kolay ulaşmalarına katkı sağlayacaktır (Miles, 2016: 7).

Yönetim, istenilen performansı elde etmek için işgörenleri yönlendirme ve kaynakları

(insani, finansal ve fiziki) organize etme tekniklerinin tümüdür. Bu organize etme işlemleri çok sayıda teknik çalışmayı gerektirmektedir. Teoriler incelendiğinde geleneksel, stratejik ve operasyonel yönetimle ilişkili olarak çok sayıda ilke ve kural ile karşılaşmak olasıdır. Bu ilke, bilgi ve kurallar yönetim birimlerine gerekli rehberliği sağlayacaktır. Devamı Haftaya.

Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

Namaz Vakitleri

Hava Durumu

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom