DOÇ. DR. AYDIN USTA

DOÇ. DR. AYDIN USTA

Organizasyon Kavramı

Organizasyonlar birçok alt sistemlerden oluşan yapılardır ve bu alt sistemler birbirleriyle ve organizasyonun bütünüyle dinamik bir ilişki içindedir. Bu nedenle de organizasyonu açıklamada bu alt sistemlerin davranışları, kişisel davranışlardan çok roller, gruplar ve başka yönlerden analiz edilmelidir.

• Organizasyon yapılarının alt sistemleri birbirlerine bağlı olduğu için bir alt sistemdeki değişme, diğer alt sistemlerin ve bütünün davranışlarını etkileyecektir.

• Organizasyon dinamik bir çevre içindedir ve bu çevre başka sistemleri de kapsamına almıştır. Bu çevre organizasyondan bazı taleplerde bulunur ya da sınırlamalar koyar. Çevrenin bu talep ve sınırlamalarını dikkate almadan organizasyonun işlevsel bütünlüğünü anlamak ve yorumlamak güçtür.

• Organizasyon ile çevresi arasındaki bağların karmaşıklığı organizasyon sınırlarının saptanmasında güçlükler yaratmaktadır.

Açıklamalardan anlaşıldığı üzere organizasyonlar birer açık sistemdir ve her bir sistem içerisinde yer alan alt unsurlar karşılıklı etkileşim içerisindedir. Bu alt unsurlar arasındaki karşılıklı etkileşimlerin irdelenmesi ise literatürte “sistemik düşünme” olarak adlandırılmaktadır ki bu düşünce sistemi analitik ve sezgisel düşüncelerden farklıdır.

FARKLI YAKLAŞIMLARA GÖRE ORGANİZASYON TEORİLERİ

Organizasyon yaklaşım ve teorileri, organizasyonlar ve bu organizasyonlar içerisinde işlev gören çalışanların, organize olma ve yönetilmelerine (Özen’den akt: Karkın, 2013: 28) dönük öngörü, tespit ve organizasyonel yaşamın ürettiği sorunların aşılması noktasında öneriler barındıran düşünsel sistemlerdir. Özen (2010) organizasyon teori ve uygulamalarının başta Anglo-Sakson ülkeleri olmak üzere, küresel düzlemde ortaya çıkan ekonomik, politik, sosyo-kültürel koşullardaki değişimlere bağlı olarak değiştiğini ve dönüştüğünü ifade etmektedir (Karkın, 2013: 28). Organizasyon yaklaşım ve teorileri, ekonomi, sosyoloji, psikoloji ve tarih gibi çeşitli disiplinlerle de ilgilidir. Buradaki organizasyon kavramı mal ve hizmet üreten, içerisinde insan ve makinelerin yer aldığı sosyo-teknik sistemlerdir.

Organizasyon teorisi, organizasyonlarla ilgili bir düşünme biçimi anlamına da gelir. Organizasyon teorisi, organizasyonların bilimsel biçimde derinlemesine irdelenmesi ve çözümlenmesidir. Organizasyon teorisinin temel yönelimini organizasyonların amaçlarını en verimli biçimde gerçekleştirmeleri oluşturmaktadır. Başka bir deyişle organizasyon teorisi, organizasyonel verimlilik ve etkililiğin, yani organizasyonel performansın geliştirilmesi ile ilgilidir (Yıldırım, 2014: 19). Bu yaklaşım ve teoriler yönetim işinin yapıldığı organizasyonlarda “sonuç üretmek” yükümlülüğünde olan uygulayıcılara yeni kavramlar, teknikler ve modeller gösteren bilimsel alt yapıyı oluşturmaktadır. Önemli yönleriyle organizasyonlar günlük yaşamın birçok alanında önemli bir role sahiptirler. Dolayısıyla organizasyonlar konusunda araştırma yapmak, aynı zamanda kendi yaşamımızın birçok boyutunu incelemek anlamına gelir. Nasıl bir sosyal dünya yarattığımız ve ne gibi alternatifler yaratmak istediğimiz hususundaki soru ve sorunlarla da başa çıkmamızı sağlar. İşte bu yüzden organizasyonlar kadar organizasyonların oluşumunu,varlığını, işlevselliğini ve dönüşümünü açıklamakla ilgilenen organizasyon teorileri önemlidir (Pfeffer’denakt: Keskin vd., 2016: 22).

Organizasyonlar üzerine yapılan araştırmaların şu an itibariyle (2018) yaklaşık yüz on yıllık bir tarihi geçmişi bulunmaktadır. Organizasyonlara yönelik yaklaşımlarda belirli ölçüde süreklilik olduysa da, bu dönem boyunca çok şey değişmiştir. Bugün organizasyon teorileri olarak adlandırılan disiplin 20. yy’ın ilk çeyreğinden itibaren organize olma biçimleri konusunda oldukça önemli değişimler geçirmiştir. Bu süreçte bilimle, yönetimin uygulama sorunlarının birleşmesi ise alanı biçimlendirici olmuştur (Üsdiken ve Leblebici, 2009: 441).

Çağdaş yönetsel kavramları anlayabilmek için yönetsel düşüncenin tarihsel gelişimini incelemek gerekir. Bugünün yönetsel uygulamalarının birçoğu organizasyon teorilerindeki gelişmelere dayanır. Yönetsel düşüncenin gelişimini incelemek, geçmişte nerede olduğumuzu, şimdi nerede bulunduğumuzu ve gelecekte nerelere ulaşmak istediğimizi belirlemek bakımından oldukça önemlidir (Can, 2001: 5). Organizasyon teorilerinin analiz birimi birey ya da grup değil organizasyonun kendisidir. Bu anlamda bu teoriler, organizasyonların nasıl ve neden belirli bir biçimde hareket ettiklerine odaklanır (Keskin ve diğ, 2016: 5).

Her organizasyon yaklaşım ve teorisi, organizasyonlara değişik bir açıdan bakışı ifade etmektedir. Böylece bu değişik bakışların incelenmesi, yöneticilerin nerelerde ne tür sorunlarla karşılaşacaklarını belirlemelerine yardımcı olmaktadır. Her organizasyon yaklaşım ve teorisinin temel amacı, belirli amaçları gerçekleştirmek üzere bir organizasyonu oluşturan unsurların en etkili bir biçimden asıl bir araya getirilebilecekleri ile ilgilidir. Ayrıca yaklaşım ve teoriler, organizasyonları anlamak ve incelemek isteyenlerin yararlanabileceği bir çeşit çerçeve, kalıp oluşturmaktadır (Koçel, 1999: 123).

Organizasyon yapıları düşünsel temellere bağlı olarak değişmektedir. Bu yapıları da kendi aralarında felsefi olarak gruplandırmak mümkündür. Amaçların etkili ve verimli olarak gerçekleştirilmesi maksadıyla bir insan grubunda, işbirliği ve koordinasyon sağlamaya yönelik faaliyetlerden oluşan yönetim uygulamaları toplumsal yaşam kadar eskidir. Oysa yönetim ve organizasyonlarla ilgili sistematik bilgi niteliğini taşıyan yönetim bilimi 20. yy’ın ürünüdür (Baransel, 1993: 5).     Devamı Haftaya.

Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

Namaz Vakitleri

Hava Durumu

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom